<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>İlter Dergisi &#45; egemtn</title>
<link>https://ilterdergisi.com/rss/author/egemtn</link>
<description>İlter Dergisi &#45; egemtn</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>İlter 2024 &#45; Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Milliyetçiliğin Felsefesi</title>
<link>https://ilterdergisi.com/milliyetciligin-felsefesi</link>
<guid>https://ilterdergisi.com/milliyetciligin-felsefesi</guid>
<description><![CDATA[ Millet aslında bir zümrenin ismidir ve milliyetçilik bu zümrenin yüceltilmesi gerektiğini söyler. Peki neden ? Neden millet zümresi yükseltilmelidir ? İşte yazımda bunu açıklamaya çalıştım. Keyifli okumalar ]]></description>
<enclosure url="https://ilterdergisi.com/uploads/images/202501/image_870x580_67816b03962ae.jpg" length="83747" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Jan 2025 22:03:30 +0300</pubDate>
<dc:creator>egemtn</dc:creator>
<media:keywords>Millet, Milliyetçilik, Neden milliyetçiyiz, Milliyetçilik nedir, Milliyetçiliğin felsefesi</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Neden diye sormak, sorabilmek, sormayı akıl etmek ne güzel bir şey değil mi? Bir<br>bilinç’e sahip olmamız... Ama bazen bu beceri sırtımıza çok büyük bir ağırlık<br>yükleyebiliyor. "Neden varız?", "Neden yaşıyoruz?", "Hayatın anlamı nedir?" gibi soruları<br>yanıtlamak çok zor ve bu soruların ağırlığı oldukça fazla. Ben bugün elimden geldiğince<br>size neden milliyetçi ve vatansever olmanız gerektiğini anlatacağım. Ama ilk önce<br>milliyetçiliğin kısa ve ‘yüzeysel’ kaçabilecek bir tanımını yapalım.</p>
<p><br>Milliyetçilik özünde, mensup olduğun büyük grubun, yani milletinin, çıkarlarını<br>gözetmek ve ona göre hareket etmektir. Milliyetçilik bu yönüyle ofansif değil, defansif bir<br>ideolojidir. "Başka milletlerden üstünüm" demez, tam aksine "Başka milletler beni yok<br>edebilir" der. Kendi milletinin varlığını korur. Öyle ya, varlığınızı korumak istiyorsanız<br>kendi çıkarlarınızı gözetmelisiniz. İşte bu noktada bazı sivri zekalar, "Neden tüm<br>insanlığın değil de milletimin çıkarlarını gözeteyim?" diyor.</p>
<p><br>Arkadaşlar, siz tüm insanlığın çıkarına elbette hareket edin. Ama ortak tarih, kan ve en<br>önemlisi kültür bağınız olduğu bu grubun çıkarlarını üstün tutun. Çünkü eğer bu grubun<br>çıkarlarını siz üstün tutmazsanız, diğer kendi çıkarlarını üstün tutan milletler sizi<br>parçalayacaktır. Siz enternasyonal çıkarları gözetin ama nasyonal, yani evinizin,<br>ulusunuzun çıkarlarını üstün tutun.</p>
<p><br>Her insan komşularından, yakınlarından önce kendi çıkarlarını gözetir, değil mi? Kendini<br>doyuramadan, kendine bakamadan başkalarına yardım edenlere en nahif tabirle<br>mülayim derler. Ve siz de o eski Türk filmindeki mülayimin durumuna düşmek<br>istemiyorsanız, kendi çıkarlarınızı, kendi milletinizin çıkarlarını gözetmek zorundasınız.</p>
<p><br>Her insan, varoluşu gereği mutlu olmak ister. Bu varoluşsal amacı tamamlamak ve<br>korumak için milliyetçi olmalısınız. Bakın, Napolyon bir ulus devleti kurabildiği için<br>Avrupa’ya bir dönem hükmedebildi. Kendisinden nefret etsem de Hitler’in başarısının<br>kaynağı da budur. II. Dünya Savaşı’nda Almanya, millet ve ulus ‘nasyonal’ olabildiği için<br>tüm dünyayla savaşabildi. Millet olmanın önemi işte budur. Eğer siz günümüzdeki o<br>muasır medeniyetler dediğimiz medeniyetlerin nasıl bu duruma geldiğine bakarsanız,<br>hepsi geçmişte kendi milli çıkarları için türlü entrikalar döndürmüştür. Hatta ileriye gidip<br>insanlık suçları işlemiş, kendi milletleri için diğer milletleri sömürgeleştirmiştir. Gariptir<br>ki, günümüzde liberallerin göz bebeği olan bütün toplumlar, milliyetçi olabildikleri için o<br>konumlara gelebilmişlerdir ama günümüz Türkiye’sindeki liberaller ile İslamcılar,<br>milliyetçiliğe karşı olmakta yarışmaktadırlar (bir nebze milliyetçi olan liberaller bu lafı<br>üstlerine almasınlar).</p>
<p><br>Böyle diyoruz diye de "Milliyetçiler hürriyet, özgürlük, liberalizm düşmanıdırlar" sonucu<br>çıkmasın. Bir milletin fertleri eğer hür değillerse, o millet başarısız bir millettir. Bireyler,<br>hürriyetini korumak ve sömürge olmamak için milliyetçi olmalıdır. Eğer sömürge<br>milletler, milliyetçi olup bu dava uğrunda teşkilatlanıp başarılı olsaydı, sömürge<br>olmayacaklardı. Bizim Kurtuluş Savaşımız bunun en iyi örneklerindendir.<br>Ülkemizde ‘milliyetçilik’ denince insanların kafasında kötü bir imaj canlanmasının<br>nedeni, Türk yakın siyasi tarihindeki o mafyatik ve milli çıkarları için değil, kendi çıkarları<br>için milliyetçi kisvesi altında gezen milliyetçi müsveddeleridir. Halbuki milliyetçilerin<br>tarihine bakarsanız, ne büyük fikir adamları, ne elitler çıktığı ortadadır: Atatürk, Ziya<br>Gökalp, Yusuf Akçura, Namık Kemal, Mehmet Emin Yurdakul, Mustafa Çokay, Sadri<br>Maksudi gibi isimlerin bizlere mirasını, o milliyetçi kisvesi altında gezen insan<br>müsveddelerine yedirmemek de bizim görevlerimizdendir.</p>
<p><br>Yurtsever olmanın, millet olmanın, imtiyazsız ve sınıflara rağmen kaynaşmış bir kitle<br>olmanın önemi, günümüz politiğinde ve insanlık tarihinde kendini tekrar ve tekrar ispat<br>etmiş bir gerçektir. Millet olamayan toplumlar yok olmaya mahkumken, millet olmuş<br>azınlıklar, kimi zaman kendilerinden kat kat daha güçlü düşmanlarını derdest<br>edebilmişlerdir. Millet olma halinin, milliyetçi olmanın birey için önemi ise, kendi<br>varoluşundaki mutluluğa kavuşmakta önemli bir yer tutmasıdır.<br>Bu kavramları başarabilmiş ülkelerde suç oranları daha düşüktür, halk daha gelişmiştir,<br>gelir seviyesi daha yüksektir. Eğer milletler başarılı milletler ise, bu milletin fertleri daha<br>özgür, daha hür, daha müreffeh bir ömüre sahip olacaklardır. Bu kavramların mutlu<br>olmaktaki önemi göz ardı edilemez. Eğer siz kendinizin, evlatlarınızın, torunlarınızın,<br>gelecek nesillerinizin rahat ve mutlu bir hayat sürmesini istiyorsanız, tarihteki milliyetçi<br>hakikatin kendini tekrar tekrar vuku buldurmasını göz ardı etmeyip milletinizin<br>çıkarlarına göre hareket etmeli ve milliyetçi olmalısınız.</p>
<p><br>Milliyetçi olmayan toplumlar, kendi milletinin çıkarlarını gözetmeyen toplumlar, milli<br>çıkarlarını gözeten toplumlar tarafından sindirilmeye, yenilmeye ve yok edilmeye<br>mahkumdur. Bu gerçeği göz önüne alırsak, sömürgeleştirilen toplumlarda yaşayan<br>fertler ne kadar huzurlu ve mutlu olabilir? Bugün Doğu Türkistan’da, Filistin’de olan<br>vahşetleri biliyoruz. Ve biz, kendi çıkarlarımızı olabildiğince gözetip millet olup<br>güçlenemediğimiz için Doğu Türkistan’daki soydaşlarımız bugün o vahşete maruz<br>kalıyorlar.</p>
<p><br>Milliyetçiliğe karşı sunulan aptalca argümanlardan biri olan "Bu millete şans eseri<br>geldin, bu milliyetçilik niye?" argümanını da bu gözle değerlendirmek gerekir. Eğer şans<br>eseri bu topluma geldin ise bile, sen millet olamazsan seni yok edecekler. Bu bir<br>hakikattir.</p>
<p><br>İnsan, tabiatından gelen acizliğinden dolayı bir miktar kolektif yaşama mahkumdur.<br>Zamanı biraz geriye alalım: Tarih öncesi çağlarda insan, doğada tek başına hayatta<br>kalma konusunda diğer türlere karşı elverişsizdir. Bir ayıyla yumruk yumruğa<br>dövüştüğünüzde, tabii ki ayı kazanacaktır. Ama eğer 10 insan birleşip materyal üretip<br>öyle ayıya saldırırsa, insan ırkı galip gelecektir. Bu küçük insan gruplarına klan dersek,<br>klanlar toplumların ilk örneklerindendir. Ve insanın rekabetçi doğasından dolayı<br>insanlar ve klanlar arasında da rekabet vardır. Hangi klan suya yakın yere yerleşecek?<br>Hangi klan daha gelişecek? İşte bu çekişme vardır. Klanlar, kendi çıkarlarını gözetmeye<br>başlarlar. Bizim milliyetçi hakikat dediğimiz şey de özünde budur.<br>Acizliğinden dolayı kümülatif yaşama mahkum insanoğlu, bulunduğu grubun çıkarlarını<br>hep gözetir ve dünya buna göre şekillenmiştir.</p>
<p><br>Ama bu durumla birlikte milliyetçiliğe aykırı olmayan bir enternasyonalizm yaratılabilir.<br>Milletler, tek bir resim gibi değil de, yapboz parçaları gibi birleşik bir formata girebilir.<br>Zamanla birlikte dünyanın geneline tek ve ortak bir kültür hakim olduğunda, tek dünya<br>devleti gerçekleşebilir. Veya bunların aksine, transhümanizmin, bilimin ve inovasyonun<br>gelişmesiyle birlikte her bir insan, bir millet kadar güçlü duruma gelirse, milliyetçi<br>hakikat artık hakikat olmayacağı savunulabilir. Ancak bunların dışında, günümüzde<br>milliyetçi hakikati tanımamak ve reddetmek çok büyük bir ahmaklıktır. Dünyanın<br>bulunduğu bu konjonktürde milliyetçi olmamak, yok olmaya mahkum olmaktır,<br>eşdeğerdir.</p>
<p><br>Yani kısaca, millet olma hali ve milliyetçilik gerekli olmasının iki ana nedeni vardır:</p>
<ul>
<li><br>1. İç sebepler: Millet olma hali, büyük bir kalabalığın ortak bir kütle olma hali, bir<br>sakinlik ve stabil olma hali yaratır. Bu da bu ortak kütleyi daha hızlı geliştirir.<br>Daha hızlı gelişmiş bu kütlenin mensupları da daha büyük kazançlar elde eder,<br>daha mutlu bir hayat sürer.</li>
<li><br>2. Dış sebepler: Eğer biz millet olamazsak, milliyetçi olmazsak, diğer kendi<br>çıkarlarını gözeten gruplar, yani milletler tarafından yok ediliriz ve bu ortak<br>kütlenin mensuplarının her birine çok kötü ve acı dolu bir hayat verir.</li>
</ul>
<p>Tüm bu anlattıklarım çerçevesinde "Neden milliyetçi olmalıyız?" sorusuna verdiğim<br>cevap şudur:</p>
<p><br>Her insanın varoluşsal ve evrimsel temel amacı mutlu olmaktır ve insanların bu<br>mutluluğa ve daha iyi yaşam kalitelerine ulaşması için milliyetçi olmak bir gerekliliktir.<br>Bundan dolayı, eğer mutlu olmak istiyorsanız, siz milliyetçi olmalısınız, ama az ama çok.<br>Eğer kendi varoluşsal amacınızı tamamlamak ve kendinizle torunlarınız için<br>yaşanılabilecek bir hayat istiyorsanız, bir miktar milliyetçi olmalısınız.</p>
<p><br>Millet olabilmiş bir toplum olarak Japonya’da depremlerde ölüm oranı daha düşüktür.<br>Neden? Çünkü kendi milletinin çıkarını gözeten bir müteahhit, aynı millete mensup olan<br>vatandaşlarının ölmesini istemez. Ayrıca Japonya, bu millet olma hali sayesinde, iki<br>nükleer bomba yemesine rağmen, bu kadar kısa sürede toparlanabilmiştir. İngilizler, ilk<br>olarak o küçük adaya, sonra da dünyanın büyük bir kısmına, milli çıkarlarını gözeterek<br>ulaşmışlardır. Amerika, milli çıkarlarını gözeterek, kapitalist sistemde en büyük güç<br>öznesi olan şirketleri dünyanın en büyüğü yapmıştır. Nazi Almanyası, millet olabildiği<br>için tüm dünya ile savaşabilmiştir. Yugoslavya’daki o kan dondurucu olaylar ve<br>katliamlar, millet olamadıkları için olmuştur. Filistin’de Araplar, millet halinde toprak<br>satışına ve Yahudi göçüne direnemediği için devletleri yıkılmış ve zulme maruz<br>kalmışlardır. Doğu Türkistan’da biz, tek ve güçlü bir millet olamadığımız için<br>soydaşlarımızın kanı dökülmektedir.</p>
<p><br>Emperyalist güçlerin ilk hedef aldığı kavram, bu yüzden millet kavramıdır. Öyle ki,<br>emperyalist güçler, bundan dolayı politik doğruculuk kavramını desteklemektedir. Millet<br>olamayan toplumlar daha kolay parçalanır ve sömürge haline getirilir.<br>Peki, günümüz Türkiye’si sizce milliyetçi midir ve millet olabilmişler midir? Mecliste<br>milliyetçi bir parti var mıdır? Devletler doğası gereği milliyetçi olmalı iken, sağcı partiyim<br>iddiası ile oy toplayanlar en sol politikalardan olan mültecilere izin vermektedir,<br>anayasa tartışmaları açarak milletin yapısını bozup bu güzel Anadolu’muzu<br>emperyalistlere açan ve geçmişte de açmaya çalışmış güçler bertaraf edilmedikçe<br>Türkiye aydınlığa çıkabilir mi? Otoriteye sahip kurumlar kendi halkını sömürdükçe<br>ekonomi düzelebilir mi? Türk milletinin fertleri bu ahval ve şerait için kendilerine bir yol<br>çizemiyorlar ve bunun da çözümü, saf seküler bir Türk milliyetçiliğidir. Eğer bu duruma<br>gelmeyi sağlarsak, işte o zaman müreffeh günleri görebiliriz. Biz o ulu önderin altında<br>millet olabildiğimiz zaman, dünyanın en büyük güçlerini derdest etmiş bir ırkın<br>torunlarıyız.</p>
<p><br>Eğer biz millet olabilirsek, tüm sorunlarımızı çözebilir, başımızdaki "biz akız" iddiasında<br>bulunan kara bulutları yok edebilir ve aydınlığa çıkabiliriz.</p>
<p><br>Bu yazımı ulu Türk milliyetçisi Mustafa Çokay’ın şu sözleriyle bitirmek istiyorum:</p>
<p><br>" Bizim maksadımız yalnız Türkistan’ın değil, bütün Türk ülkelerinin, bütün Türk halkının<br>dost olarak kendi aralarında birlik ve kardeşlik içinde yaşamaları ve dış düşmanlara<br>karşı kendisinin ve hükümetinin güçlü olduğunu göstermesidir. Ülkümüze<br>ulaşacağımıza, taleplerimizi yerine getireceğimize imanımız yüksek ve güçlüdür.</p>
<p><br><strong>Maksadımıza ulaşacağız, aksi halde halimiz haraptır. Yok oluruz. Dağılırız. Yok</strong><br><strong>olmamak için, dağılmamak için güçlerimizi birleştirip omuz omuza verip birbirimize</strong><br><strong>yardım ederek yaşamalıyız. Aksi halde geleceğimiz karanlıktır. Bunu</strong><br><strong>unutmamalıyız.</strong> "</p>
<p><br>Sağlıcakla kalın, Milliyetçi kalın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>Hayatın anlamı üzerine.</title>
<link>https://ilterdergisi.com/hayatin-anlami-uzerine</link>
<guid>https://ilterdergisi.com/hayatin-anlami-uzerine</guid>
<description><![CDATA[ Hayat kelimesinin özünde 2 anlamı vardır birincisi kavram olan hayat ikincisi hayatı deneyimlemek yaşamak anlamına gelen hayat eğer tanrı yoksa birinciyi anlamlı kılacak bir varlık yoktur ama ikinciyi mantıklıyı kılacak tek şey intiharın mantıksızlığıdır peki intihar mantıksız mıdır? bilemeyiz. ]]></description>
<enclosure url="https://ilterdergisi.com/uploads/images/2024/10/image_750x500_67139623d8866.jpg" length="139857" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 14:13:28 +0300</pubDate>
<dc:creator>egemtn</dc:creator>
<media:keywords>Hayatın anlamı, İntihar, Mutluluk Kavramı</media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>,</p>
<p>,</p>
<p>En b&uuml;y&uuml;k problemler, asla &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyecek ve bilinemeyecek olanlardır.</p>
<p><br />Bazı şeylerin asla bilinemeyecek olması, bazılarına ağırlık y&uuml;klerken bazılarının y&uuml;k&uuml;n&uuml;<br />hafifletir. Eğer sorgulayıp ger&ccedil;eği &ouml;ğrenmek isteyen biriyseniz, onu asla<br />&ouml;ğrenemeyeceğinizi bilmek size ağırlık y&uuml;kler. Eğer tam tersiyseniz, işin i&ccedil;inden<br />&ldquo;bilemeyiz işte&rdquo; diyerek &ccedil;ıkıp rahatlayabilirsiniz ya da bilemeyeceğinizi reddedip bazı<br />bilgilere g&uuml;venip inanarak yaşayabilirsiniz. Ancak hakikati &ouml;ğrenmenin &ouml;nemini inkar<br />etmek bence &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir ahmaklıktır.</p>
<p><br />Bu yazımızda, felsefenin en b&uuml;y&uuml;k problemlerinden biri olan hayatın anlamı konusunukonuşacağız.<br />Bence "hayat" kelimesinin iki anlamı vardır:</p>
<p>1. Herkesin yaşadığı olgu, kavram olan hayat.<br />2. Herkesin farklı deneyimlediği yaşam anlamında olan hayat.</p>
<p>Hayat kelimesinin ilk anlamına anlam y&uuml;kleyecek tek şey, insanı umursayan sonsuz<br />g&uuml;&ccedil;teki semavi dinlerde de ge&ccedil;en bir tanrıdır. Eğer b&ouml;yle bir tanrı yoksa, ilk anlamdaki<br />hayatı anlamlı kılacak bir şey yoktur.</p>
<p><br />Anlamsız olan bir eylemi yapmayı anlamlı kılacak tek şey, o eylemi bırakmanın da<br />mantıksız ve anlamsız olmasıdır. Yani, hayat kelimesinin ikinci anlamını mantıklı kılacak<br />şey, intihar eyleminin mantıksızlığıdır. Peki, intihar eylemi nasıl mantıksız olabilir?</p>
<p><br />Hayatın birinci anlamına, yani asıl anlamına "kurşun para"; hayatı yaşamaya, yani ikinci<br />anlamına ise "yazı tura atmak" diyelim. Bu yazı turada &uuml;&ccedil; ihtimal var:<br />1.Yazı gelecek.<br />2.Dik gelecek.<br />3.Tura gelecek.</p>
<p><br />Yani eğer bir analoji yapacaksak:<br />1. Hayatımın kalanında mutlu olduğum an sayısı mutsuz olduğum an sayısını<br />ge&ccedil;ecek.<br />2. İkisi eşit olacak.<br />3. Hayatımın kalanında mutsuz an sayısı mutlu olduğum an sayısını ge&ccedil;ecek</p>
<p>.<br />Eğer bu para hileliyse, &uuml;&ccedil; ihtimalden tura gelmesi, yani mutsuzluk ihtimaline kesin<br />olarak ayarlandıysa intihar mantıklıdır. Dik gelmesi, yani eşit olmasına ayarlandıysa,<br />intihar anlamsızdır. Mutlu olduğun an sayısı mutsuz olduğun an sayısını kesin olarak<br />ge&ccedil;iyorsa, intihar mantıksızdır.</p>
<p><br />Bizler belki hayattaki her adımımızı kendi mutluluğumuzu maksimize etmek i&ccedil;in<br />atmayız. Ancak her adımımızın ucunda kendimizi mutlu etme hedefi veya isteği, kıyıdan<br />k&ouml;şeden de olsa vardır. Eğer bir idealimiz varsa, o idealimizi ger&ccedil;ekleştirmek bizi mutlu<br />edeceği i&ccedil;in o idealin peşinden gideriz. Sizin i&ccedil;in değerli olan birini veya bir şeyi mutlu<br />etmek de sizi mutlu edeceği i&ccedil;in bunu yaparsınız.</p>
<p><br />İşte bundan dolayı, para bu &uuml;&ccedil; ihtimalden yazı gelecek şekilde ayarlandıysa yaşamak<br />kesin olarak mantıklıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her hamlemizin asıl amacı kendimizi mutlu etmek<br />olmasa da, o hamlede mutlu olmayı ama&ccedil;larız ve bu y&uuml;zden o hamleyi yaparız.<br />Peki para hileli midir? Hileliyse bu &uuml;&ccedil; ihtimalden hangisine ayarlanmıştır? Sorusunun<br />cevabı şudur: Bilemeyiz.</p>
<p><br />İntihar eyleminin mantıklılığı ya da mantıksızlığı bilinemez. Hileli olup olmadığını<br />bilemeyeceğimiz ve sadece iki eylemi yapabileceğimiz (&ccedil;&ouml;pe atmak veya yazı tura<br />atmak) bu teorik parayı &ccedil;&ouml;pe atmak mı mantıklıdır yoksa o para ile yazı tura atmak mı?<br />Hayatı yaşamak mı daha mantıklıdır yoksa intihar etmek mi?</p>
<p><br />Bu konuda herkesin yorumu farklı olabilir ama bilinemeyecek bir şey uğrunda<br />(hayatımın kalanında mutsuz olduğum an sayısı mutlu olduğum an sayısını kesin olarak<br />ge&ccedil;ecek d&uuml;ş&uuml;ncesi) elindeki tek ger&ccedil;eği harcamak ne kadar mantıklı olabilir? Yani<br />anlamsız olan hayatı bitirmenin mantıklılığını veya mantıksızlığını bilemiyoruz.</p>
<p><br />Bu arada fark ettiyseniz, bu ihtimallerin hepsinde &ouml;n&uuml;n&uuml;zdeki hayatı esas aldım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;<br />ge&ccedil;mişte yaşanmış bir olaydan dolayı mutsuzsanız, intihar gecikmiş bir eylemdir ve<br />mantıksızdır.</p>
<p><br />&Ccedil;ok sevdiğim bir s&ouml;z var: &ldquo;Ge&ccedil;ti mazi, &ccedil;ekme istikbale gam. D&uuml;n d&uuml;nd&uuml;, bug&uuml;n bug&uuml;n,<br />dem bu dem.&rdquo; Bu s&ouml;z, "carpe diem" felsefesi ile uyumlu olsa da, &ldquo;ge&ccedil;ti mazi, istikbale<br />&ccedil;ekme gam&rdquo; kısmı bu yazımıza tam olarak uygun. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ge&ccedil;en maziye &uuml;z&uuml;lmek<br />anlamsızdır ve istikbale gam &ccedil;ekmenin doğruluğu bilinemez. Bundan dolayı, bana g&ouml;re,<br />hayat kavramına &ccedil;ok fazla &ouml;nem vermeden bir ama&ccedil; belirleyip o ama&ccedil; uğrunda<br />korkmadan ilerlemek en doğru gelen se&ccedil;enektir. Hayatın bir anlamı yoksa, ona ama&ccedil;<br />vermek de anlamsızdır ama hayatın anlamı bilinemez ise hayata ama&ccedil; y&uuml;klemeyi yanlış<br />kılacak bir durum yoktur ve o ama&ccedil;, sizin hayatınızı anlamlı kılacaktır.</p>
<p><br />Bu yazının sonuna doğru yaklaşırken, filozof Emil Cioran&rsquo;ın bu yazıyla bağlantılı<br />g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m şu s&ouml;zlerini de sizinle paylaşmak isterim:<br />&ldquo;Beni hayatta tutan şey intihar fikriydi. İntihar fikri olmasaydı, &ccedil;oktan intihar ederdim.<br />Yaşamama devam etmemi sağlayan şey, her zaman &ouml;n&uuml;mde b&ouml;yle bir se&ccedil;enek<br />olduğunu bilmemdi. Sahiden, bu d&uuml;ş&uuml;nce olmasaydı, bu hayata bir yere veya bir şeye<br />saplanmış olma duygusuna asla katlanamazdım. Benim i&ccedil;in intihar fikri, her zaman<br />&ouml;zg&uuml;rl&uuml;k fikrine bağlıydı.&rdquo;</p>
<p><br />Aslında, ger&ccedil;ekten de intihar fikrine sığınarak &ouml;zg&uuml;r bir yaşam s&uuml;rmek ve kendi mutsuz<br />hayatını istediği an sonlandırabilme fikri, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; ihtimalde bile insana bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, bir<br />yaşama hevesi veriyor. &ldquo;Bu mutsuzluk aslında sahip olduğum tek şey ve bunu istediğim<br />an durdurabilirim&rdquo; fikrine sığınarak yaşamak da m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p>
<p>Efendim, bug&uuml;n bu yazımızda hayatın anlamı konusuna değindik. &Ouml;zet ge&ccedil;mek<br />gerekirse:<br />&ldquo;Hayat kelimesinin iki anlamı vardır: Birincisi, kavram olan herkesin yaşadığı; ikincisi,<br />deneyim olan yaşam anlamına gelen hayat. Birinci anlam, semavi dinlerdeki tanrı yoksa<br />anlamsızdır. İkinci anlamın ise birinci anlam anlamsızken anlamlı olabileceği tek<br />durum, intiharın mantıksız olduğu durumdur. İntiharın mantıksız olup olmadığını<br />bilemeyiz. Bu y&uuml;zden, hayatı deneyimlemenin anlamsız olup olmadığını bilemeyiz. Ve<br />bilemediğimiz bir şey i&ccedil;in elimizdeki tek ger&ccedil;eği harcamak ne kadar mantıklıdır?&rdquo;</p>
<p><br />Yazının sonuna geldik. Kendinize iyi bakın, sağlıcakla ve esen kalın.</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>