<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>İlter Dergisi &#45; : Sosyoloji</title>
<link>https://ilterdergisi.com/rss/category/sosyoloji-41</link>
<description>İlter Dergisi &#45; : Sosyoloji</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights>İlter 2024 &#45; Tüm Hakları Saklıdır.</dc:rights>

<item>
<title>Buzdağının Görünmeyen Yüzü : SOSYAL ZEKA</title>
<link>https://ilterdergisi.com/buzdaginin-goerunmeyen-yuzu-sosyal-zeka</link>
<guid>https://ilterdergisi.com/buzdaginin-goerunmeyen-yuzu-sosyal-zeka</guid>
<description><![CDATA[  ]]></description>
<enclosure url="https://ilterdergisi.com/uploads/images/202603/image_870x580_69ca804f561bc.jpg" length="52394" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:52:00 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yılmaz Erkan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal zeka, bireysel ilişkilerde ve bireyin toplumsal etkileşimlerinde sahnedeki rolunü korumasını sağlayan bir sosyo-norm durumudur. <br>Sadece sosyal zekanın tanımı yeter mi bize, yani bana ve siz ilterli okurlarıma (:<br>Hadi biraz konuşalım bu sosyal zeka neymiş !<br><br>Sosyal zeka, bazı kişilerde doğuştan gelen ilahi bir özellik olurken, kimisinde de verilen savaşlar ve alınan yaralar sonucu gelişir. Bireyin kolay aldanmamasını ve gülüşlerin arkasındaki sisli durumları öngörebilen kişi olmasını sağlar. Eksikliğinde hepimizin bildiği  '' Saf '' ya da '' Temiz kalpli'' adını verdiğimiz kişilikleri oluşturur. Oluşan bu karakterleri aldatmak oldukça kolaydır. Çünkü karşısındaki gülüşlere ve sarf edilen sözlere aldanma ihtimali oldukça yüksektir. Kötü emellerinizi bu kişiler üzerinde gerçekleştirebilme ihtimaliniz oldukça yüksektir. Kandırılmamak ve sahte gülüşlere aldanmamak konusunda hem fikiriz lakin..<br>Bir kişi neden kandırma ihtiyacı duyar ? Her şeyden önce bu durumu irdeleyelim. <br><br><strong>İNSAN NEDEN KANDIRMA İHTİYACI DUYAR ?<br><br></strong>İnsan bazen kendisini yetersiz hisseder. Hiç sevilmiyor ve sözlerine itibar edilmiyor gibi görür toplumda kendisini. Bu durum iliklerine kadar onu rahatsız eder ve bir karar verir. Kendisini baştan yaratacaktır. Lakin tek bir farkla !<br>Kendisini baştan inşa ederken emek yerine süslü cümlelere ve sahte senaryolara ihtiyaç duyar. Bu inşa sayesinde etkileşim kurduğu kişilerin gözlerini boyayacak ve süslü cümleleri ile de onları etkisi altına alacak. <br>Bunu bir hikaye örneği ile somutlaştıralım !<br><br><strong>Karakterler </strong><br><strong>SİNEM VE BANU<br><br></strong>Sinem hayata pozitif bakan bir kız. Etrafına sürekli gülüşleri ile pozitiflik yayan ve sürekli güzel diyaloglar kurarak gönülleri hoşnut edebilen bir karakter. Banu ise sürekli mutsuz hisseden, düşünceli ve somurtgan tavırlı birisi. En rahatsız olduğu durum ise Sinem'in bu denli sevilip ilgi görmesi. Sinem ile gayet güzel etkileşimler kuran Banu, içten içe ondan nefret ediyor ve en kısa zamanda onun gibi olmak istiyordu. Emellerine de kavuşacaktı. İlk işi olarak Sinem'in itibarını zedeleyecekti  . Sinem'in yapmadığı şeyleri o yapmış gibi gösterecekti. Bundan sonra da Sinem'e duyulan güven azalacak ve Banu bu işi çözdüğü ve uğraş verdiği için ilgi okları Banu'ya kayacaktı. Öyle de yaptı. Buluşmalar esnasında arkadaşlarının eşyalarını gizlice alıyor ve bunu Sinem'in eşyalarının arasına koyuyordu. Daha sonra da eşyası kaybolan kişiye de bunu Sinem'in yaptığını söylüyordu.O an inkar edilemez bir yalan gerçeği ile yüzleşen Sinem ne kadar inkar etse de ''Hırsız'' damgasını yemişti bir kere. Banu'nun planı tıkır tıkır işliyor ve Sinem günden güne itibarını kaybediyodu. Günler geçiyor, Sinem artık çok yalnız ve kötü hissediyordu. Banu'nun istediği tam olarak olmuştu. Lakin bir sorun vardı ! Banu, hala istediği ilgiyi ve sevgiyi daha doğru bir deyişle özlem duyduğu duyguları tam anlamıyla hissedemiyordu. Banu'nun farkında olmadığı bir şey vardı.<span style="color: #e03e2d;"> Sevgi, saygı ve itibar gibi kavramlar manipülasyonlar ile değil, gerçek bağlarla kazanılırdı.</span> Banu bu durumun farkında değildi. Hareketleri sonucunda Sinem'in hayatı mahvolmuş duruma geldi ama kendisi de hala neden tam anlamıyla mutlu olamadığını sorgulayıp durdu. Banu insanları ve Sinem'i kandırarak hak ettiğini almayı düşündü lakin, kandırılan sadece onlar olmadı. Banu kendisine de yalan söyleyerek , kendisini de kandırdı !<br><br></p>
<p><img src="https://ilterdergisi.com/uploads/images/202603/image_870x_69c027036b71b.jpg" alt="" width="442" height="442"><br><br>En keyifli anda araya giren youtube reklamı gibi kandırılma konusunu da işlediğime göre artık gönül rahatlığı ile sosyal zeka konumuza dönebiliriz :D<br>Sosyal zeka sahibi olup olmamak durumlarının üzerinde durmuştuk. Lakin ya sosyal zekaya sahip birisiyseniz ve aslında bu durumun size fayda sağlayacağı kadar da mutsuz edeceğini de söylesemiş miydim !<br>Evet yanlış okumadınız ! Sosyal zeka sahibi bireyler normal insanlara nazaran daha mutlu ve daha üzgün yaşayabilirler. Şöyle ki..<br><br>Diğer insanlar olaylara anlık ve duygusal tepkiler verdiği için üzülme ya da mutlu olma durumları o anki duygularına göre değişebiliyor. Mutlulukları ve hüzünleri de insanların ağızlarından çıkan sözlere göre kontrol edemeksizin değişebiliyor. <br>Durum böyle iken sosyal zeka sahibi bireyler ise şöyle hislere kapılıyorlar..<br><br><strong><span style="color: #e03e2d;">1) Yalanların farkına varmak<br></span></strong></p>
<p><img src="https://ilterdergisi.com/uploads/images/202603/image_870x_69c03c89253f8.jpg" alt="" width="557" height="373"></p>
<p><strong><span style="color: #e03e2d;"></span></strong><br>Sosyal zekaya sahip bir birey insanlar ile konuşurken onların sadece ağızlarından çıkan sözlere dikkat etmezler. Onların beden dillerine, davranışlarına ve bahsettiği konu ile ne kadar ilgili olup olmadıklarına bakarlar. Böylelikle de karşıdaki insanın anlatımını o an onun isteyeceği şekilde dinler ve bir role bürünür. O anlatıyordur ama sosyal zeka sahibi birey o an o cümleleri sadece dinliyordur. Kafasında çoktan karşıdaki kişinin yalanlarına karşı nasıl davranması gerektiğini düşünmeye başlamış oluyordur. İşte bu özellikleri sayesinde yalanlara kanmamış olabiliyorlar lakin yalanda olsa o an ona güzel gelebilecek anları kaçırıyor ve diğer insanların ilişkilerine gıpta ediyordur. Biliyordur ki onlar da bir kurgunun içindeler ama o an mutlulardır. İşte bu özellik bazen iyi ki dedirtebiliyorsa, bazen de keşke dedirtebiliyor bu durumlar yüzünden. Her sosyal zeka sahibi birey bu hislerine kulak vermese de iç dünyalarında bir savaş cephesi elbet de bu konu yüzünden açıyorlardır. <br><span style="color: #000000; background-color: #f1c40f;"><strong>''Herkes ne kadar da mutlu ! Bir ben miyim tüm bunların farkına varan Allah aşkına!  O kız/erkek onu kandırıyor, bunu nasıl göremez aklım almıyor !'' <br><br></strong><span style="background-color: #ffffff; color: #000000;">Çok tanıdık geldi değil mi cümleler (:<br>Şimdi sor kendine, şimdiye kadar neyin farkında oldun da neyi fark etmeleri için çabaladın?<br><br><br><span style="color: #e03e2d;"><strong>2) İletişim kurmak <br></strong></span></span></span></p>
<p><img src="https://ilterdergisi.com/uploads/images/202603/image_870x_69c03bf42fe49.jpg" alt="" width="532" height="299"></p>
<p><span style="color: #000000; background-color: #f1c40f;"><span style="background-color: #ffffff; color: #000000;"><span style="color: #e03e2d;"><strong><br></strong></span>Çok iyi iletişim yeteneğine sahiptirler. Karşılarındaki insanı üzmekten, kırıcı davranmaktan oldukça çekinirler. Çünkü empati yetenekleri gelişmiştir. Başlarına da aynı şeylerin gelebileceğini hesap ederek, ince detaylara önem vererek kurarlar iletişimlerini. Duygularını oldukça akıllı kullanabilme yeteneklerine sahiptirler. Özellikle öfke kontrolü konusunda oldukça gelişmiştirler. Öfkelerini sadece bir duygu olarak değil, bir silah olarak kullanıyorlardır. Gereken yerde gereken tepki ile her zaman taraflardan kazanan olmayı tercih ederler. Akılsızca yükselen seslerin hezimete uğrayacağını çok iyi biliyorlardır. Bazen insanlar ağızlarından çıkan sözlere dikkat etmeme gereği duyarlar kendilerince. Kimsenin ne hissettiği ya da ne hissedeceği umurlarında olmaz. İşte bu durum bırakın ikili ilişkileri, toplumu dahi zedeler. Düşüncesiz söylenen sözler insanları kırar, kalbi kırılan insanlar da artık kimseyi önemsememeye başlar. Tüm bunlar da düşüncesiz bir topluma sebep olurken, düşüncesiz toplum ise bireysel konforuna düşkün bireyler yetiştirir. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000; background-color: #f1c40f;"><span style="background-color: #ffffff; color: #000000;"><br><br><span style="color: #e03e2d;"><strong>3) İkna ve etkileme becerisi <br></strong></span></span></span></p>
<p><img src="https://ilterdergisi.com/uploads/images/202603/image_870x_69c042e7e3279.jpg" alt="" width="527" height="351"></p>
<p><span style="color: #000000; background-color: #f1c40f;"><span style="background-color: #ffffff; color: #000000;"><span style="color: #e03e2d;"><strong><br></strong></span>Sosyal zekanın başlıca belirtileri arasında iletişim ile birlikte ikna kabiliyeti geliyor. Genelde iletişim esnasında şu husus çok göz ardı ediliyor. İletişimi sadece sözleri karşıya iletmekten ibaret sanıyoruz! Doğru bir iletişim modelinde yay ve ok metodunu kullanmamız gerekiyor. Ok yaydan fırlaması için, iyice gerilmeli ve eğim ayarları sonucunda da yaydan fırlatılmalıdır. İletişim de de bu durum aynen bu şekilde ilerliyor. Yay bizim zihnimiz durumunda. Ok ise sözlerimiz. Yay gerildikçe yani zihnimiz ağzımızdan çıkacak kelimeleri kontrol ettikçe, sözlerimizin doğru bir şiddet ve zamanlama ile karşıya ulaşmasını sağlıyoruz.  <br><br>Sosyal zeka sahibi insanlar da aynen bu metodu kullanırlar. Sözlerinin ağızlarından çıkması yeterli olmaz onlar için, onlar için esas mühim olan şey ; sözlerinin karşıya ulaşmak ile kalmayıp, onları sözleri ile kuşatmalarıdır !<br>İkna durumlarında bu geçerlidir. İkna edebileceğimiz insanın en savunmasız anında daha doğrusu bize karşı güveninin tam olarak sağlandığı o anda hamlemizi yaparak onu güven ile etkimiz altına alırız.Çünkü, insan güven duymaya başladığı anda bilişsel dirençleri azalır ve yeni fikirlere daha açık hale gelir.  Artık sözlerimiz onun için tesirlidir. Ok hedefine doğru şiddet ve açıyla ulaşmıştır. <br><br>Hepimiz hayatımızda en az bir kere de olsa topluluk önünde konuşma yapan birisini canı gönülden dinlemişizdir. Sözlerinin her bir harfini dahi aklımızda tutmak için çaba gösteririz. İşte o konuşmaları yapan kişilerin, yani topluluğun büyük çoğunluğunu sözleri ile etkisi altına alan sosyal zekası yüksek kişilerdir. Önceden saatler süren provalar alır kendi zihninde, her birinizin gözlerinin içine bakmayı ihmal etmez asla. Sanki baş başa bir konuşma yapıyor hissiyatı verir size. İşte bu durum sosyal zeka sahibi insanların en etkili silahıdır. İkili ilişkilerde tüm odağını sizde hissettirir. Sanki tüm dünyayı sessize almış ve sadece sizinle ilgileniyor hissihyatı uyandırır. Bu durum da ikili ilişkileri çok daha sağlıklı hale getirir.<br><br>İkna süreci bir mekanizma gibi işler. O yüzden yazımda bu gördüğünüz görseli tercih ettim. İkna söz ile başlar, beden dili ile devam eder ve en sonunda sözlerin dansı olan hitabet sanatı ile de son bulur. Üçünden birisi eksik olursa mekanizma çalışmaz. Çünkü güven denilen kavram gerçekleşmez. Bir kere başarısız olan bir güven girişimi, ikinci seferde daha fazla bilişsel direnç ile karşılaşmaya sebep olur. <br><br><br>Son olarak şunları söyleyebilirim..<br><strong>Sosyal zeka bazen bir yük bazen ise büyük bir armağan. İnsanın en büyük yardımcısı bazen ise en büyük içsel düşmanı !<br></strong><strong>Çünkü sosyal zekası artan bir insanın farkındalığı da bir o kadar artar. Farkındalığı arttıkça yalanlara kanmaz lakin bu sefer de fazla bilincin oluşturduğu yalnızlığa çekilir. Sahte de olsa gülümseten dostluklar yoktur mesela. Oysa ki kaçılması gereken bir bir durum değildi yalnızlık. İçimizdeki o hisleri inanılmaz bir motivasyona dönüştürdükçe anlam kazanacak bir durumdur !<br><br><br></strong>ŞİMDİLİK BU KADAR SEVGİLİ İLTERLİLER..<br>Sosyal zeka kavramı çok kapsamlı ve geniş bir konu. Ara ara geri dönüşler ile canlılık katacağımızdan şüpheniz olmasın !<br>ESEN KALIN !!!<br><br><br><br><br><br><br></span><strong><br></strong></span><span style="color: #000000; background-color: #f1c40f;"><span style="background-color: #ffffff; color: #000000;"></span></span></p>]]> </content:encoded>
</item>

<item>
<title>HAKLI OLMAK &#45; KİME GÖRE VE NEYE GÖRE?</title>
<link>https://ilterdergisi.com/hakli-olmak-kime-gore-ve-neye-gore</link>
<guid>https://ilterdergisi.com/hakli-olmak-kime-gore-ve-neye-gore</guid>
<description><![CDATA[ Sence haklılık nedir ? Bir insanın haklı olmasını ne sağlar? Kime göre ve neye göre haklı olursun? ]]></description>
<enclosure url="https://ilterdergisi.com/uploads/images/202603/image_870x580_69ab58b5e2f5d.jpg" length="75321" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 01:45:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Yılmaz Erkan</dc:creator>
<media:keywords></media:keywords>
<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haklı olmak..<br></strong>Kime göre ve neye göre?<br>Bir kişiyi haklılığa götüren sebep nedir?<br>Bakalım bu durumlar benim perspektifim ile nasıl cevaplanacak (:<br><br>Haklı olmak insanın benlik duygusu için olmazsa olmaz duygusal hazlardan birisidir. Kişinin kendini kendine ispatlaması için ve bazen de benlik duygusunu kabartmak için; başka bir deyiş ile egosunu tatmin etmek için girdiği türlü tartışmalar ve mücadeleler sonucu elde ettiği duygusal zafer ! Haklı olma isteği tamamen bundan ibarettir. Çoğu zaman haklı olma isteği zihinsel bir dopamin gereği olduğu düşünülse de , durum gerçekten çok farklı. Bu durumdaki asıl neden ile sosyoloji ilgileniyor. Kişinin toplumsal hiyerarşideki saygınlığı ve toplumun haklılık gibi olgulara fazlasıyla ehemmiyet göstermesi bu durumun başlıca nedenlerinden diyebiliriz. Sosyolojik kavramlar genelde hikayeleştirilen anlatımlarda çok daha iyi anlaşılır. O halde biraz hikaye anlatalım ve haklı olma konusuna yeni bir bakış açısı kazandıralım ! <br>.<br>.<br><strong>KARAKTERLER : RAMAZAN VE ÖYKÜ<br></strong><strong>OLAY: HAKLI ÇIKMAK VE TOPLUMUN SAYGISI<br><br></strong><strong>Ramazan kendi dünyasının mimarı olmaya çalışan, yaşadığı hayat standartlarını bir kademe yükseltmeyi amaçlayan bir kişidir. Genç yaşına rağmen fazlasıyla çalışmaya odaklıydı ve bu odağı ona gerçekten güzel rakamlar kazandırıyordu. Çünkü işine dört elle sarılıyor ve emeğini her verdiği işi çeşitli övgülerle sonlandırmayı hedefliyordu. Her şey Ramazan'ın istediği gibi şekillenirken bir anda işler tersine dönmeye başladı. Sevgilisi Öykü kendi  arkadaşlarının sevgilisi Ramazan hakkında sözlerinden epey rahatsız olmuştu. Ramazan'ın hiç işe gitmediğini, tüm vaktini bilgisayar başında geçirdiğini ve aileleri için bu durumun hiç iyi olmadığını söylüyorlardı. Bu durumu Ramazan ile de paylaşan öykü bir anlık duygusal karmaşalara girdi.. Ramazan'a bağırıyor, sorular soruyor ve ilişkilerini o anda gözden geçiriyordu. Sanki arkadaşlarının düşünceleri Öykü'nün zihninde haklılık kazanmıştı. Ramazan'dan acil bir açıklama bekliyordu. Öykü şöyle çıkıştı..</strong></p>
<p><strong><br><span style="color: #e03e2d;">Öykü</span> : ''Ramazan, bu durumu bana açıklar mısın? İnsanlar böyle düşünüyorsa bir bildikleri vardır. Bak Filiz'in kocasına , nasıl da her şeyini karısıyla paylaşıyor; ya sen? Sen tam bir sır küpüsün. Arkadaşlarım da zaten haklı, sen beni gerçekten sevmiyorsun. Ben sana bu halde geleceğimi nasıl emanet edebilirim ?''</strong><br><strong><span style="color: #e03e2d;">Ramazan </span>: '' Gerçekten bu şekilde mi düşünüyorsun? Bunca zamandır ben hayatımı nasıl devam ettiriyorum ? Bunu sende biliyorsun, sürekli çalışıyorum bilgisayarımdan. Belki dışarıya çıkmıyor ve fiziki bir işte çalışmıyor olabilirim ama paramı kazanıyorum. Üstelik onlara ne benim işe gidip gitmememden?''<br></strong><strong><span style="color: #e03e2d;">Öykü </span>: '' Ailem pek sıcak bakmıyor bu duruma. Arkadaşlarım da öyle diyorlar zaten. Hem sigorta var mı bu işte? Hatta Hümeyra teyze bana şöyle söyledi - <span style="background-color: #f1c40f;">'' Bak kızım, böyle bilgisayar başından çalışarak iş yaptım sayılmaz. Girsin bir işe, sigortası yatsın, geleceğiniz güzel olsun ve güvende olsun. Ne bu böyle? Bilgisayardan para kazananı kim görmüş?''</span> - dedi. </strong><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p>Ramazan anlamıştı. Kendisini Öykü'nün gözünde haklı çıkarmak istiyordu. Böylelikle hem Öykü'yü inandırmaya hem de akrabalarından, en yakın arkadaşlarına kadar kim varsa hepsini haksız çıkarmaya and içmişti resmen. Bu durum üzerine sabahlara kadar günlerce çalıştı. Uyumadı veya dinlenmedi.. Sadece çalıştı. O kadar güzel paralar kazandı ki, Öykü'nün düşünceleri bir bir dağılmaya başladı. Etrafındakiler bu duruma şaşırır oldular ve gıpta ettiler. Artık içsel haklılık savaşını da  kazanmıştı. Bu verdiği haklılık mücadelesi ile topluma kendini ispat etmişti. Artık Öykü ile anlamsız tartışmalar yapmıyordu. Ailesi artık Ramazan'ın işine saygı duymaya başladı ne kadar anlamasalarda. <br>.<br>.<br>.<br>İşte insan için HAKLILIK mücadelesi tam olarak böyle bir şey. İçsel olarak sen haklı olabilirsin lakin topluma somut örnekler göstermediğin için, kendi hayatını ispatlama yoluna gidersin ister istemez. Hadi bu haklılık meselesini biraz da yörelere göre tartışalım !<br><br><span style="color: #e03e2d;"><strong>DOĞU BÖLGESİ VE DOĞU KÜLTÜRÜ !</strong></span></p>
<p>Doğu bölgesi insanı sert mizaçlıdır. Her ne kadar kuralları Anayasa ve ceza hukuku olarak bilsek de , doğu bölgemizde kurallar TÖRE adı altında yazısız toplum sözleşmesi diyebileceğimiz kurallar da geçerlidir. Doğu bölgelerinde evlilik, gece hayatı gibi toplumsal normlar TÖRE'ye göre belirlenir. Doğu bölgesinde HAKLILIK durumları bazen evin en yaşlısının dudaklarının arasından dökülecek bir çift söze göredir yada TÖRE gözetilerek bu durumlara cevap bulunur. Örneğin doğu ilimizi normal kabul etmiş birisi şöyle düşünür. <br>''Bu saatte dışarıya çıkılmaz, millet ne der sonra !?''<br>''Büyüklerin yanında sigara içilmez !''<br>İşte bu ve bunun gibi yazısız kuralları çiğnediğin andan itibaren geri sayımın başlar !  Kendince haklısındır ama toplumun gözünde statü kaybedeceğin için haksız duruma düşeceksin. Topluma kendini kanıtlmak ve genel geçer bir haklılık durumu elde etmen gerek. <br>Haklılık meselesi doğu kültürümüzde böyle işlemektedir. Bireysel haklılıktan ziyade, toplumsal normlar ön planda tutulur. Bireysel haklar ise daha kısıtlıdır. Elbette dijitalleşen gelişen dünya çerçevesinden doğu bölgelerimizde etkilendiği için bu toplumsal baskılar da zayıflamış ve güncellenmiş olabilir. <br><br><strong><span style="color: #e03e2d;">BATI BÖLGESİ VE BATI KÜLTÜRÜ !</span></strong></p>
<p>Batı bölgesi insanı biraz daha yumuşak mizaçlıdır. Bireysel özgürlük ve hak arayışı çok daha fazla yaygındır. Toplumsal normlar doğu bölgemize nazaran az daha etkisiz kalmıştır. Batı kültüründe insan çocukluktan itibaren bazı haklarla donatılır. Çocukluktan itibaren düşüncelerin özgürce dile getirilmesi bunun başlıca örneğidir. <br>Batı yöresinde haklılık biraz da konfor alanı ile ilgilidir. Her birey kendi haklılık çerçevesini oluşturduğu için, toplumda konfor alanını bozan her hangi bir olayda hemen savunmaya geçerek o durumdan haklı çıkmanın yollarını arar. Dolayısıyla genel geçer bir haklılık meselesi yoktur. Kişisel çıkarlar ve güç dengesi vardır. Güç ve çıkar sahibi kişi, her daim haklıdır ! Burada da doğudan eksik bir batı medeniyeti görüyoruz. Doğuda baskıdan yakınanlar, batıda da adaletsizlikten yakınırlar. Özetle şunları söyleyebilirim..<br>.<br>.<br>Haklılık, bireyin içsel tatmininden toplumsal normlara uzanan bir yolculuktur. Doğu'da bu yol bazen baskı, bazen kararlılığın sembolü töre ile; Batı'da da gücün ve çıkarların gölgesindeki özgürlük ile döşenir ! Ramazan'ın hikayesi burada haklılığa giden yolu bizlere özetledi : haklı çıkmak, sadece kendini ikna etmek değil, aynı zamanda toplumun gözünde saygı kazanmak demektir. Şu sözümü akıllardan çıkarmayınız ; '' Haklılık, insanın hem kendisi hem de toplum ile verdiği bir mücadeledir; bu mücadelenin dili ise kültürden kültüre değişir !''<br>.<br>.<br>.<br>Bu yazımın sonuna geldik. Düşüncelerini benimle paylaşmayı unutma ! Kendine çok ama çok iyi bak !</p>]]> </content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>