Son Padişah Vahdettin'in İngilizlerle Yaptığı Gizli Anlaşma
4 Mart 1919’da sadarete gelen Damat Ferit, İngiliz yanlısı politikalar güdüyordu. Öyle ki
Amiral Webb, Türklere mahcup olduklarını söylüyordu.1 İngilizler bu hükümeti çok seviyor,
en İngiliz yanlısı hükümet diye adlandırıyorlardı. Tarihler 19 Ocak 1919’u gösterdiğinde
Amiral Webb, arkadaşı Ronald Graham’a gönderdiği mektupta: “Görünürde memleketi işgal
etmediğimiz halde, şimdi valilerini tayin ediyor veya görevlerinden uzaklaştırıyoruz;
polislerini yönetiyor, basınlarını denetliyor, zindanlarına girerek Rum ve Ermeni tutukluları
işledikleri suçlara aldırmaksızın serbest bırakıyoruz... demiryollarını sıkıca mu rakabemizde
bulunduruyoruz ve istediğimiz her şeyi müsadere ediyoruz... Politikamız, süngünün keskin
ucuna dayanıyor... Halife elimiz altında bulundukça İslam dünyası üzerinde ek bir denetleme
aracına· sahibiz... Bildiğiniz gibi Padişah bizi buraya yerleştirmek istiyor.” diyordu.2
Görüleceği üzere İngiltere, Osmanlı üzerinde istemsiz bir şekilde otorite kurmuş, ülkeyi işgal
etmemelerine rağmen her şeyimizi ele geçirmişti. 30 Martta Damat Ferit gene Amiral Webb'i
ziyaret ederek, bir gün önce görüşmüş olduğu Padişah tarafından gönderildiğini, Padişahın
“Osmanlı gücünü tamamen İngiliz hükümetinin emrine vermek” amacını güttüğünü söyledi.
Damat Ferit, Padişahın yardım için İngiltere'den başka hiçbir devlete başvurmak
istemediğini, Türkiye'nin savaşta yalnız İngiltere tarafından yenilgiye uğratıldığını;
dolayısıyla, galiplerden başka herhangi bir devletin boyunduruğu altına girmenin dayanılmaz
ölçüde güç ve acı olduğunu; eğer İngiltere, iki ülke arasında bir gedik açmaya kendi
bağlaşıkları tarafından ikna edilirse büyük bir hata işlemiş olacağını belirtti.3 Damat Ferit
ayrıca Padişahın onayladığı bir anlaşma tasarısı da sundu. Tasarı Fransızca olmakla birlikte
ülkenin kaderini İngilizlere veriyordu. Anlaşma tasarısında en çarpıcı maddeler şunlardır :
1) Türkiye'nin dışa karşı bağımsızlığı ve iç güvenliği 15 yıl boyunca İngiltere tarafından
sağlanacaktır. İngiltere bu amaçla gerekli gördüğü yerleri işgal edebilecektir.
2) Ermenilere Doğu Anadolu'da toprak verilecek, bağımsız bir Ermeni Devleti
oluşturulacaktır.
3) Milletvekili seçimleri ile yerel seçimler, İngiliz konsoloslarının gözetimi altında yapılacaktır.
4) Her ilde bir İngiliz konsolosu bulunacak ve bunlar 15 yıl süreyle valilerin
danışmanlığını yapacaklardır.
5) Osmanlı Bakanlarına birer İngiliz müsteşar verilecektir. Ayrıca İngiltere, İstanbul'da
ve Anadolu'da yerel denetleme kurulları oluşturabilecek ve devlet maliyesini
denetleme hakkına sahip olacaktır.4
Sonuç olarak, belgeler açıkça göstermektedir ki mesele yalnızca işgal şartlarının ağırlığı ya da savaş sonrası çaresizlik değildir. Osmanlı Devleti’nin en üst makamında bulunan irade, egemenliği fiilen ve hukuken İngiltere’ye devretmeyi bir “çıkış yolu” olarak görmüş; ülkenin kaderini yabancı bir gücün denetimine bırakmayı kabul edilebilir saymıştır. Bu yaklaşım, bağımsızlık fikrinden bütünüyle kopuşu ve devletin kendi varlığını inkâr eder hâle gelişini temsil etmektedir.
Dipnotlar :
1) Bilal N. Şimşir, İngiliz Belgelerinde Atatürk, Cilt 1, s. 75; Sina Akşin, İstanbul Hükümetleri ve Milli
Mücadele, Cilt 1, s. 230 Aktaran Alev Coşkun, Samsundan Sonra En Zor 19 Ay, Cilt 1, s. 58
2) Salahi R. Sonyel, Türk Kurtuluş Savaşı ve Dış Politika, Cilt 1, s. 44
3) a.g.e, s. 49-50
4) Documents On British Foreign Policy, Cilt 4, s. 753-755, Belge no 507; Ayrıca bkz, Salahi R. Sonyel, Gizli
Belgelerde Mustafa Kemal, Vahdettin ve Kurtuluş Savaşı, s. 22; Gotthard Jaeschke, Kurtuluş Savaşı İle İlgili
İngiliz Belgeleri, s. 23. EK-1
EKLER :
Tepkiniz nedir?
Beğen
1
Sevmedim
0
Aşık Oldum
0
Eğlenceli
0
Kızdım
1
Üzgün
0
Woooow
1