Çanakkale: Bir Hatırlayış, Bir Soluk, Bir Mâtem ve Gençliğe Öğüt
Çanakkale Zaferi, Türk milleti için yalnızca bir askeri başarı değil; aynı zamanda bir hatırlayış, bir yas ve derin bir anlam günüdür. Bu zafer, vatan uğruna verilen büyük fedakârlıkları ve milletin birlik içinde neler başarabileceğini simgeler. Türk Milleti, Çanakkale'de sahip olduğunu gösterdiği bu gücünü dünya barışına armağan etmelidir. Bu uğurda, Türk gençliğine çok iş düşmektedir.
18 Mart, Çanakkale Zaferi; biz Türkler için sadece bir zafer değildir. Bir hatırlayış, bir soluk, bir mâtem ve yas günüdür. Nefes aldığımız her anı borçlu bulunduğumuz şehitlerimizi, gâzilerimizi, yaşayanlarımızı; soluk almamız için soluk borusunu kestiren her insanımızı her an hatırlamamız gerekiyorken, bu tarihte bu hatırlayış milletçe ayyuka çıkmalıdır. Çanakkale, bir soluktur. 18 Mart bir nefes alıştır. Zor günümüzde bize; her türlü zorluğu yenme, bileği bükülmez her türlü eli dümdüz edebilme gücüne sahip olduğumuzu hatırlatan bir gündür. Çanakkale, bir mâtem ve yastır. Ölenlerimizin, yaralananlarımızın yasını tuttuğumuz günün adıdır 18 Mart.
Dünyada hiçbir büyük zafer yoktur ki uğruna çok kan dökülmesin, büyük ölüler olmasın... Tarihte eşine benzerine az rastlanacak şekilde, tüm dünyaya karşı yekvücut şekilde vatan savunması uğruna kan dökmek ne asil, ne onurlu bir harekettir... İşte bu konuda milletimizin eline su dökebilecek hiçbir millet yoktur. Konu vatan, millet, bayrak sevgisi olunca; konu Türk'ün Türk vatanını savunmasıysa; imkânsız zor olur, zor kolay olur. Hiçbir milletin, Türk insanı kadar yoğun bir maneviyat duygusu yoktur. Umutsuzca bir sineden diğer sineye çekildiğimiz şu günlerde, sahip olduğumuz gücü ve kudreti fark etmeliyiz. Damarlarımızda akan asil kanın farkında olmalıyız. Öldürmek için değil, yaşatmak için yaşamalı ve nefes almalıyız. Türk milleti, sahip olduğu eşsiz, benzersiz bu gücü dünya barışına armağan etmelidir. Türk'ün, dünyaya yön vermesi gerekmektedir.
Vatanı savunmak demek, belirttiğim gibi öldürmek değildir. Yaşatmak demektir, yaşamak demektir. Yaşamanın yolu özgür olmak, özgür olmanın yolu eğitimli olmaktır. Eğitilecek olanlar özgür olanlar değildir. Özgür olanlar, eğitilecek olanlardır. Güzel milletimizi eğitmek; hak ettiği aydınlığı, parlaklığı ona sunmak; layık olduğu değeri ona vermek; onu ilimle, bilimle, yüksek fazilet ve asaletle süsleyip donatmak; ondan umudunu kesmeyen üç beş Türk gencinin elindedir. Evet, bu yazıyı okuyan genç, sen Türk milletine inandığın, onun için yaşamaya ve yaşatmaya devam ettiğin sürece bu millet senin boynunu eğdirmeyecektir. "Bunu ben mi yapacağım?" deme, yap. Türk milleti, kendisine inanan bir gençliğe muhtaç. Unutmamak gerek ki, Türk milletine hak ettiği değeri veren; ondan umudu kesmeyerek, ona inanarak canla başla mücadele eden Mustafa Kemal Atatürk'tür. O, Türk milletine inanmış ve bu inancından bir an olsun vazgeçmemiştir. Milletimizi tanıyalım. Milletimiz kadar cesur, milletimiz kadar savaşçı, milletimiz kadar kahraman, milletimiz kadar misafirperver, milletimiz kadar merhametli bir millet yoktur. Ve Atatürk bize göstermiştir ki, aziz Türk milleti kendisine hak edilen değer verildiğinde ilmiyle ve bilimiyle de dünya sahnesine çıkacak, bu sahnede pek parlak bir alan işgal edecektir.
Tepkiniz nedir?
Beğen
0
Sevmedim
0
Aşık Oldum
0
Eğlenceli
0
Kızdım
0
Üzgün
0
Woooow
0