İnsanı Bekleyen Tehdit!
Gelişen teknoloji, yapay zekâ ve dijital cihazlar insanları, özellikle çocukları düşünmekten, sorgulamaktan ve fiziksel olarak hareket etmekten uzaklaştırıyor. Bu durum, özgürlük ve yaratıcılığı kısıtlayarak toplumu tembelleştiriyor, toplumu bir esir hâline getiriyor. Çocukların güvenli ve özgür bir ortamda büyüyememesi telefona ve tablete bağımlı olmalarına neden oluyor ve bu, gelecekte insanların düşünmeyen ve sorgulamayan bir toplum hâline gelmesine yol açacaktır. Hareket etmeyen, sorgulamayan ve okumayan bireyler, manipülasyona ve kontrol edilmek isteyen bir toplum yapısına zemin hazırlar. İnsanlığın geleceği, düşünme ve sorgulama yetisini kaybetmiş nesillerin eline bırakılırsa tehlikeye girecektir. İnsanı bekleyen tehdit, gelişen teknoloji ve yapay zekâ değildir.
Aklımda yeni bir yazı yazmak yoktu. Kitapçıya uğramış, Stoacılık ile ilgili kitaplar almıştım. Çocukluğumun geçtiği, vakit geçirirken eve gitmek bilmediğim parka gelip kitaplara göz atmayı düşünüyordum. Parka geldim, banka oturdum. Telefonumda Hans Zimmer’ın “Mountains” müziği çalmaya başladı. Ben dinlediğim müziklere ıslıkla eşlik etmeyi severim; özellikle yürürken. Başladım ritim tutmaya… Ben banka oturduktan sonra, herhâlde ortaokula giden bir kız çocuğu ve bir erkek çocuğu geldi. Karşılıklı top oynamaya başladılar. O an zihnim eskilere daldı gitti. Mountains o kadar eşsiz bir müzik ki sadece dinlemek bile beni düşünceden düşünceye sürükler. Size de tavsiye ederim, hatta yazımı bu müziği dinlerken okuyun. Benzer hisleri yaşayalım.
O an, bu parkta geçirdiğimiz zamanlar geldi aklıma. Okuldan döner dönmez üstümüzü başımızı değiştirir, evden çıkar; bazen arkadaşlarımızla haberleşmeden parka gider, kimse yoksa birilerinin gelmesini beklerdik. Mutlaka o arkadaş grubundan gelenler de olurdu. Akşama kadar her gün oyun oynardık. Bunun ruhu özgürleştirdiğini şimdi anlıyorum. Bir telefona, tablete bağımlı kalmamanın; dışarıda hür ve özgür havayı solumanın ne demek olduğunu şimdi anlıyorum.
Çocuklarımızın çoğu esirler ve tutsaklar zincirinin halkası olmak için yetişiyor. Ülkemizde çocukların güvenliği garantide değil, huzur yok. Dışarıya çıkıp oyun oynayabilecekleri hür, çzgür ve güvenli bir ortam yok. Kitap okumuyorlar, düşünmüyor ve sorgulamıyorlar. Ellerine verilen telefon ve tablete bağımlı hâle geliyorlar. Bu da geleceğin getirmek üzere olduğu büyük tehdidi gözler önüne seriyor.
İnsanlığı bekleyen o büyük tehdit gelişen teknoloji, yapılan robotlar değil. Teknolojinin kendisi insanlığa zarar vermiyor. Gelişen teknolojiyle beraber insanın bünyesini saran tembellik, aymazlık, düşünmekten ve sorgulamaktan uzak olma hâli teknolojinin insana vereceği en büyük zarardır. Gün geçtikçe okuyan insan sayısı azalıyor. Gördüğümüz bir şey gerçek mi, insan tarafından mı yoksa yapay zekâ tarafından mı yaratıldı bilmiyoruz. Yapay zekâ mevcut olanın sınırlarına çıkamıyor. Yaratıcılıktan uzak. Ve biz her şeyi yapay zekânın kontrolüne teslim ediyoruz, bu büyük bir hata. Bu bir ölüm işareti. İpleri bir başkasına, kimler tarafından yönetildiği belli olmayan teknoloji canavarının ve yapay zekânın ellerine teslim ediyoruz. İnsanlığın varlığını tehdide sokan tehlike bu; teknolojinin gelişimi veyahut robotların icat edilmesi değil!
Düşünüyorum da, öyle bir gün gelecek ki belki de bir gün insan çalışmayacak bile. İşe gidip gelmeyecek, okula gitmeyecek. Markete, pazara gitmeyecek. İhtiyacı olan her şey evine gelecek. Çünkü insan bunların hepsini evinden de yapabilecek. Böylece hareketten aciz bir insan topluluğu oluşmayacak mı? Akıllı şehir projelerini duymuşsunuzdur. Trafik sorununun, güvenlik sorununun azalacağı söyleniyor. Ne hoş! Peki bu projenin insanı evden çıkmaya gereksinim duymayacak hâle getirecek bir proje olup olmadığını nereden bileceğiz? Evden çıkmayan, hareket etmeyen, istediği her şey önüne atılan bir insanın köleden farkı nedir sizce?
Sizce neden belirli kesimler tarafından insan, düşünmekten ve sorgulamaktan mahrum hâle getirilmeye çalışılıyor? Çünkü: hareket etmeyen, düşünmeyen ve sorgulamayan bir topluluğa kendi idam fermanını bile kolaylıkla imzalatabilirsiniz. Düşünmeyecek ve sorgulamayacaktır. Sadece boyun eğeceklerdir.
Çocukların eve kapanarak telefonların ve tabletlerin zehrine maruz kalması, tutsaklığa ve esirliğe alışması; düşünmekten, sorgulamaktan ve okumaktan uzak hâle gelmesi sizce bu duruma yol açmayacak mı? Yarınlar yeni nesillerin eseriyken, geleceği yeni nesiller oluşturacakken; mevcut durumda yetişen neslin oluşturacağı gelecek insanlığın sonunu getirmeyecek mi?
Şimdi kritik bir soru soracağım. Çocuklarımız dışarı çıkamıyor. Çünkü sokaklarımız güvenli değil, can güvenliğimiz tehlikede, suç oranı fazla. Biz neden buna engel olamıyoruz? Veya engel olmamıza izin verilmiyor mu? Üç-beş serseriden daha mı güçsüzüz biz? Üç-beş sapıktan, arsızdan, namussuzdan daha mı güçsüzüz. Devletimiz ve milletimiz, insanlıktan uzak üç-beş kişiyi hizaya sokamayacak kadar güçsüz mü? Hayır, değil. Demek ki önümüzde bir engel var. Bu engeli önümüze kim, neden, nasıl koyuyor; bu soruları siz okuyucuların düşün dünyasına teslim ediyorum.
Söylediklerim arasında bir bağlantı olup olmadığı bilinmezliğini sizler yanıtlayacaksınız. Belki söylediklerim bir komplo teorisi gibi gelecek kiminize, olabilir. Bir zamanlar bana da saçma gelirdi. Fakat ben adım kadar eminim ki insan, düşünmekten ve sorgulamaktan uzak hâle getirilmeye çalışılıyor. Köle ve esir bir insan dünyayı yönetenlerin işine gelecektir. Onlar akılcı, düşünceli ve sorgulayıcı insanları sevmezler.
Esenle kalın!
Tepkiniz nedir?
Beğen
0
Sevmedim
0
Aşık Oldum
0
Eğlenceli
0
Kızdım
0
Üzgün
0
Woooow
0