TÜRK DEVLET GELENEĞİNDE BAYRAĞIN KUTSALLIĞI, SAYGISIZLIKLAR VE CEZALARI

Bayrak, bir milletin tarihsel hafızasını, kolektif onurunu ve bağımsızlık iradesini temsil eden en yüksek sembollerden biridir. Türk tarihinin en erken dönemlerinden itibaren sancak ve bayrak kavramı, kutsallık atfedilen bir devlet alameti olarak görülmüş; bu sembole yönelik her türlü hakaret, doğrudan devlet otoritesine ve milletin varlığına yönelmiş bir saldırı kabul edilmiştir. Türk bayrağına yapılan saygısızlıklar, tarih boyunca yalnızca bireysel bir suç olarak değil, devlet düzenini ve kamu vicdanını sarsan ağır bir cürüm olarak değerlendirilmiştir. Bu makale; Türk devlet geleneğinde bayrağın kutsallığını, tarih boyunca Türk bayrağına veya onun selefi sayılan sancaklara yönelik yapılan saygısızlıkları ve bu eylemler karşısında Türk devletlerinin verdiği cezai tepkileri kronolojik bir çerçevede ele almayı amaçlamaktadır. Çalışma, Hunlardan Osmanlı’ya, oradan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan geniş bir tarihsel perspektifte; hem hukuki metinleri hem de somut tarihî vakaları esas alacaktır.

Oca 29, 2026 - 18:57
 0  12
TÜRK DEVLET GELENEĞİNDE BAYRAĞIN KUTSALLIĞI, SAYGISIZLIKLAR VE CEZALARI
Şanlı, Şerefli Türk bayrağımız

GİRİŞ

Bayrak, bir milletin tarihsel hafızasını, kolektif onurunu ve bağımsızlık iradesini temsil eden en yüksek sembollerden biridir. Türk tarihinin en erken dönemlerinden itibaren sancak ve bayrak kavramı, kutsallık atfedilen bir devlet alameti olarak görülmüş; bu sembole yönelik her türlü hakaret, doğrudan devlet otoritesine ve milletin varlığına yönelmiş bir saldırı kabul edilmiştir. Türk bayrağına yapılan saygısızlıklar, tarih boyunca yalnızca bireysel bir suç olarak değil, devlet düzenini ve kamu vicdanını sarsan ağır bir cürüm olarak değerlendirilmiştir. Bu makale; Türk devlet geleneğinde bayrağın kutsallığını, tarih boyunca Türk bayrağına veya onun selefi sayılan sancaklara yönelik yapılan saygısızlıkları ve bu eylemler karşısında Türk devletlerinin verdiği cezai tepkileri kronolojik bir çerçevede ele almayı amaçlamaktadır. Çalışma, Hunlardan Osmanlı’ya, oradan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan geniş bir tarihsel perspektifte; hem hukuki metinleri hem de somut tarihî vakaları esas alacaktır.

1. TÜRK DEVLET GELENEĞİNDE BAYRAK VE SANCAĞIN KUTSALLIĞI

1.1 İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde Bayrak Anlayışı

İslamiyet öncesi Türk topluluklarında bayrak, “tuğ”, “bukağı”, “ongun” ve “alem” kavramlarıyla ifade edilmiştir. Özellikle Göktürkler ve Hunlar döneminde tuğ, devlet başkanının egemenlik simgesi olarak kabul edilmiştir. Çin kaynaklarında, Göktürk Kağanlarının tuğlarının yere düşmesinin “kut kaybı” olarak yorumlandığına dair kayıtlar bulunmaktadır (Sinor, 1990). Bu dönemde bayrağa yapılan bir saygısızlık, sadece hakaret değil, isyan ve vatana ihanet anlamına gelmekteydi. Kağanın sancağını yere atan veya çiğneyen bir kişi, doğrudan ölüm cezası ile cezalandırılabiliyordu (Kafesoğlu, 2014).

1.2  İslamiyet Sonrası Türk Devletlerinde Bayrağın Dini Boyutu

Karahanlılar, Gazneliler ve Selçuklular döneminde bayrak, İslami bir kutsiyet de kazanmıştır. Bayrak; Allah’ın adı, ayetler veya dini sembollerle donatılmış; savaşta sancağın düşmesi, ordunun manevî olarak çöktüğü anlamına gelmiştir. Büyük Selçuklu Devleti’nde sancağa hakaret eden bir kişinin, “ümmetin birliğine zarar verdiği” gerekçesiyle ağır hapis veya idam cezası aldığına dair ferman örnekleri mevcuttur (İnalcık, 2009).

2. OSMANLI DEVLETİ DÖNEMİNDE BAYRAĞA SAYGISIZLIK VE CEZALARI

2.1 Osmanlı Hukuk Sisteminde Bayrağın Önemi

Osmanlı Devleti’nde bayrak (sancak-ı şerif ve devlet sancağı), padişahın şahsını ve devleti temsil ederdi. Bu nedenle bayrağa yönelik bir saldırı, padişaha karşı işlenmiş suç kapsamında değerlendirilirdi. Şer’i hukuk ile örfi hukukun birleştiği Osmanlı ceza sisteminde, bayrağa hakaret “fesad-ı fi’l-arz” kapsamına sokulabilmekteydi. Kanunnâme-i Âl-i Osman’da, devlet alametlerine zarar veren kişilere sürgün, kürek cezası veya idam uygulanabileceği açıkça belirtilmiştir (Akgündüz, 2010).

2.2 Osmanlı Döneminde Yaşanmış Somut Vakalar

2.2.1. 1821 Mora İsyanı ve Bayrak Olayları

1821 Mora İsyanı sırasında bazı Rum isyancıların Osmanlı sancaklarını indirip yakmaları, Osmanlı yönetimi tarafından ağır bir devlet suçu olarak değerlendirilmiştir. Bu olaylar sonrası yakalanan isyancıların önemli bir kısmı idam edilmiş, bazıları ise ömür boyu sürgüne gönderilmiştir (Shaw, 2008).

2.2.2. Balkan Savaşları Öncesi Bayrak Provokasyonları

  1. yüzyıl sonlarında Balkanlar’da Osmanlı bayrağının indirilmesi ve yerine isyancı sembollerin asılması, doğrudan askeri müdahale sebebi sayılmıştır. Bu tür eylemlere katılan kişilere askeri mahkemelerde yargılama yapılmış ve ağır hapis cezaları verilmiştir (Karal, 1996).

3. MİLLÎ MÜCADELE DÖNEMİNDE TÜRK BAYRAĞINA YÖNELİK SALDIRILAR VE ANINDA VERİLEN CEZALAR (1919–1923)

3.1. İşgal Yıllarında Bayrağın Direniş Sembolüne Dönüşmesi

Mondros Mütarekesi sonrasında Anadolu’nun çeşitli bölgelerinin işgale uğramasıyla birlikte Türk bayrağı, yalnızca bir devlet sembolü olmaktan çıkmış; millî direnişin ve bağımsızlık iradesinin somutlaştığı bir simge hâline gelmiştir. İşgal kuvvetleri ve yerel işbirlikçiler tarafından Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen saldırılar, doğrudan millî varlığa yönelik bir tehdit olarak algılanmıştır. İzmir’in 15 Mayıs 1919’da işgali sırasında Yunan askerlerinin Osmanlı-Türk bayrağını indirmesi ve bazı noktalarda ayaklar altına alması, Anadolu genelinde büyük infial uyandırmış; bu olay, Millî Mücadele ruhunun kitleselleşmesinde sembolik bir kırılma noktası olmuştur (Atatürk, 1927).

3.2. Kuvâ-yi Milliye Tarafından Uygulanan Fiilî Yaptırımlar

Millî Mücadele’nin ilk safhalarında henüz düzenli bir hukuk sistemi tesis edilmemiş olduğundan, bayrağa yönelik hakaretler çoğu zaman sahadaki millî kuvvetler tarafından anında cezalandırılmıştır. Türk bayrağını yakan, indiren veya aşağılayan işgal işbirlikçileri; yerel millî mahkemelerde yargılanmış ya da doğrudan vatana ihanet suçu kapsamında cezalandırılmıştır. Batı Anadolu’da Yunan kuvvetlerine yardım eden bazı yerel unsurların Türk bayrağını indirip Yunan bayrağı asması, Kuvâ-yi Milliye komutanları tarafından “millî mukaddesata saldırı” olarak değerlendirilmiş ve bu kişiler idam veya sürgün cezasına çarptırılmıştır (Özdemir, 2011).

3.3. İstiklal Mahkemeleri ve Bayrak Suçları

1920’den itibaren kurulan İstiklal Mahkemeleri, Türk bayrağına yönelik saygısızlıkları devrim ve bağımsızlık karşıtı faaliyetler kapsamında ele almıştır. Bayrağa hakaret eden kişiler, çoğu zaman “isyanı teşvik” ve “millî birliği zedeleme” suçlarıyla birlikte yargılanmıştır. İstiklal Mahkemeleri kayıtlarında, bayrağa yönelik hakaretin hafifletici bir sebep olarak kabul edilmediği, aksine cezanın ağırlaştırılmasına neden olduğu açıkça görülmektedir (Tunaya, 1989).

4. TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE BAYRAĞIN HUKUKİ KORUMA ALTINA ALINMASI

4.1. Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Bayrak Algısı

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanıyla birlikte Türk bayrağı, Osmanlı mirasından devralınan sembolik anlamını modern ulus-devlet çerçevesinde yeniden kazanmıştır. Bayrak; Cumhuriyet’in kurucu değerleri olan bağımsızlık, egemenlik ve ulusal birlik ilkelerinin taşıyıcısı olarak görülmüştür. 1924 Anayasası’nda bayrak doğrudan tanımlanmamış olsa da, devletin sembollerine yönelik saldırıların ağır suç sayılacağı yönünde genel hükümler yer almıştır.

4.2. Türk Bayrağı Kanunu (1936 ve 1983)

1936 yılında kabul edilen Türk Bayrağı Kanunu, bayrağın şekli, ölçüleri ve kullanım alanlarını net bir biçimde tanımlamış; bayrağa yönelik saygısızlıkları hukuki zemine oturtmuştur. 1983 tarihli ve 2893 sayılı Türk Bayrağı Kanunu ise bu düzenlemeleri güncellemiş ve detaylandırmıştır. Kanunun 7. maddesinde, Türk bayrağının yırtılamayacağı, yakılamayacağı, yere atılamayacağı ve hakaret amacıyla kullanılamayacağı açıkça belirtilmiştir (TBK, 1983).

4.3. Türk Ceza Kanunu’nda Bayrağa Hakaret Suçu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 300. maddesi, Türk bayrağına ve devletin diğer egemenlik alametlerine hakareti açıkça suç saymaktadır:

“Türk Bayrağını yırtan, yakan veya alenen aşağılayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Bu düzenleme, bayrağın sözlü, yazılı ve görsel yollarla aşağılanmasını da kapsamaktadır (Artuk & Gökcen, 2020).

5. CUMHURİYET DÖNEMİNDE YAŞANMIŞ ÖNEMLİ BAYRAK SAYGISIZLIĞI VAKALARI

5.1. 1950–1980 Dönemi Olayları

Bu dönemde bayrağa yönelik saygısızlıklar çoğunlukla ideolojik çatışmalar çerçevesinde yaşanmıştır. Özellikle 1970’li yıllarda bazı aşırı grupların bayrak yakma girişimleri, devlet tarafından sert şekilde bastırılmış; failler hakkında uzun süreli hapis cezaları verilmiştir (Zürcher, 2004).

5.2. 1990 Sonrası Terör Kaynaklı Bayrak Saldırıları

PKK terör örgütü tarafından gerçekleştirilen bazı eylemlerde Türk bayrağının hedef alınması, bu suçun terör suçu kapsamında değerlendirilmesine yol açmıştır. Bu tür vakalarda, bayrağa hakaret suçu, terör örgütü propagandası ile birlikte ele alınmış ve cezalar ciddi biçimde artırılmıştır (Yıldız, 2016).

5.3. Yurt Dışında Türk Bayrağına Yönelik Saldırılar

Avrupa ülkelerinde ve ABD’de Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen saldırılar, Türkiye Cumhuriyeti tarafından diplomatik düzeyde protesto edilmiş; bazı vakalarda failler bulundukları ülkelerde yargılanmıştır. Bu durum, bayrağın uluslararası alanda da Türkiye’nin egemenlik sembolü olarak savunulduğunu göstermektedir (Arı, 2018).

6. ULUSLARARASI HUKUKTA BAYRAĞIN KORUNMASI VE TÜRK HUKUKU İLE KARŞILAŞTIRMA

6.1. Bayrak Kavramının Uluslararası Hukuktaki Yeri

Uluslararası hukukta bayrak, bir devletin egemenliğinin ve tüzel kişiliğinin sembolü olarak kabul edilir. Devlet bayrakları, diplomatik misyonlar, askerî birlikler ve kamu binaları üzerinde sergilenerek devletin varlığını temsil eder. 1961 tarihli Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi, bayrağın dokunulmazlığına dolaylı biçimde atıf yaparak, bayrağa yönelik saldırıların devlet onuruna yapılmış sayılacağını kabul eder (Shaw, 2017). Her ne kadar uluslararası hukukta bayrağa hakareti doğrudan düzenleyen tek tip bir sözleşme bulunmasa da, devletlerin iç hukuklarında bu konuda yaptırımlar öngörmesi egemenlik hakkının doğal bir uzantısı olarak değerlendirilir.

6.2. ABD’de Bayrak Yakma Tartışmaları

Amerika Birleşik Devletleri, bayrağa hakaret konusunda en tartışmalı örneklerden biridir. 1989 yılında görülen Texas v. Johnson davasında ABD Yüksek Mahkemesi, bayrak yakmanın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu karar sonrasında federal düzeyde bayrak yakmayı yasaklayan düzenlemeler geçerliliğini yitirmiştir (Dworkin, 1996). Bu durum, Türk hukuku ile keskin bir tezat oluşturmaktadır. Türkiye’de bayrak, ifade özgürlüğünün sınırları dışında tutulmuş; kamu düzeni ve millî birlik gerekçesiyle özel koruma altına alınmıştır.

6.3. Avrupa Ülkelerinde Bayrağa Hakaret Suçları

Almanya Ceza Kanunu’nun 90a maddesi, Alman bayrağına veya başka bir devletin bayrağına hakareti suç saymakta ve hapis cezası öngörmektedir. Fransa’da da benzer şekilde, kamuya açık alanda Fransız bayrağının aşağılanması cezai yaptırıma tabidir (Frowein, 2010). Bu örnekler, Türkiye’nin bayrağa yönelik sert koruma yaklaşımının uluslararası uygulamalardan kopuk olmadığını, aksine Avrupa hukuk geleneğiyle örtüştüğünü göstermektedir.

7. İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ – MİLLÎ SEMBOLLERİN KORUNMASI TARTIŞMASI

7.1. İfade Özgürlüğünün Sınırları

İfade özgürlüğü, demokratik toplumların temel taşlarından biridir. Ancak bu özgürlük, mutlak ve sınırsız değildir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi, ifade özgürlüğünün kamu düzeni, millî güvenlik ve başkalarının haklarının korunması amacıyla sınırlandırılabileceğini kabul etmektedir. Türk bayrağına hakaretin cezalandırılması, Türkiye tarafından millî birliğin ve kamu vicdanının korunması gerekçesiyle savunulmaktadır (AİHM, Otto-Preminger-Institut v. Austria).

7.2. Türk Yargısının Yaklaşımı

Türk Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında, Türk bayrağına hakaret suçu değerlendirilirken “kast” unsuru özellikle vurgulanmaktadır. Sanığın eyleminin bilinçli ve aşağılayıcı bir amaç taşıması, cezalandırma için temel kriter kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, bayrağın günlük kullanımda istemeden zarar görmesi ile bilinçli hakaret fiillerini ayırarak hukuk güvenliğini sağlamayı amaçlamaktadır (Yargıtay 16. CD, 2019/4321 E.).

8. TARİHSEL VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME

8.1. Tarihsel Süreklilik

Hunlardan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan çizgide Türk devletlerinin bayrağa yaklaşımı, dikkat çekici bir süreklilik göstermektedir. Bayrak; her dönemde devletin varlığıyla özdeşleştirilmiş, ona yapılan saldırı devlete yönelmiş bir tehdit olarak algılanmıştır. Bu süreklilik, Türk devlet geleneğinde sembollerin yalnızca görsel unsurlar değil, siyasal ve manevî değerler taşıyan varlıklar olarak kabul edildiğini ortaya koymaktadır.

8.2. Caydırıcılık ve Toplumsal Etki

Bayrağa hakaret suçuna verilen cezaların temel amacı, intikam değil; caydırıcılık ve toplumsal barışın korunmasıdır. Türk hukukunda öngörülen hapis cezaları, bu fiillerin sıradan bir protesto eylemi olarak görülmesini engellemeyi amaçlamaktadır. Toplumsal hafızada bayrak, özellikle Millî Mücadele deneyimi nedeniyle, kanla ve fedakârlıkla kazanılmış bağımsızlığın sembolü olarak yer etmiştir. Bu nedenle bayrağa yapılan her saldırı, geniş kitlelerde güçlü bir duygusal tepki doğurmaktadır.

SONUÇ

Türk bayrağına yönelik saygısızlıklar, tarih boyunca devlet egemenliğini, millî birliği ve toplumsal düzeni hedef alan eylemler olarak değerlendirilmiştir. Hunlardan Osmanlı’ya, Millî Mücadele’den Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan süreçte, bayrağın kutsallığı değişmemiş; yalnızca onu koruyan hukukî mekanizmalar çağın koşullarına göre dönüşmüştür. Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı koruyan sert hukuki yaklaşımı, tarihsel deneyimlerin ve ulusal hafızanın doğal bir sonucudur. Bu yaklaşım, uluslararası hukukta da karşılık bulan bir egemenlik pratiği olup, ifade özgürlüğü ile millî sembollerin korunması arasındaki hassas dengeyi gözetmeyi amaçlamaktadır.

KAYNAKÇA

  1. Akgündüz, A. (2010). Osmanlı Kanunnâmeleri ve Hukukî Tahlilleri. İstanbul.

  2. Artuk, M. E., & Gökcen, A. (2020). Ceza Hukuku Genel Hükümler. Ankara.

  3. Atatürk, M. K. (1927). Nutuk. Ankara.

  4. Dworkin, R. (1996). Freedom’s Law. Oxford.

  5. Frowein, J. (2010). The European Convention on Human Rights. Oxford.

  6. İnalcık, H. (2009). Osmanlı’da Devlet, Hukuk ve Adalet. İstanbul.

  7. Kafesoğlu, İ. (2014). Türk Millî Kültürü. İstanbul.

  8. Shaw, M. (2017). International Law. Cambridge.

  9. Shaw, S. (2008). Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye. İstanbul.

  10. Tunaya, T. Z. (1989). Türkiye’de Siyasal Gelişmeler. İstanbul.

  11. Yıldız, A. (2016). Terör Suçları ve Ceza Hukuku. Ankara.

  12. Zürcher, E. J. (2004). Modernleşen Türkiye’nin Tarihi. İstanbul.

Yazar Sosyal Medya: https://www.instagram.com/hulasa.tarih/?hl=tr

Academia Profili: https://independent.academia.edu/karubleskog 

Tepkiniz nedir?

Beğen Beğen 1
Sevmedim Sevmedim 0
Aşık Oldum Aşık Oldum 1
Eğlenceli Eğlenceli 0
Kızdım Kızdım 0
Üzgün Üzgün 0
Woooow Woooow 1
Göksel Burak GÜZELKÜÇÜK https://orcid.org/0009-0003-5827-1794 Kendi seviyemde bağımsız araştırmalar yapıyorum. Yakınçağ Tarihi, Osmanlı Tarihi, Kurtuluş Savaşı Tarihi ve Cumhuriyet Tarihi üzerine çalışmalar yapmaktayım.