Türk Milliyetçiliğinde Feminizm

Bu yazı bir Tarih araştırma yazısı değildir. Feminizm kavramının ve düşüncesinin Türk milliyetçiliğindeki yerini Ziya Gökalp’in “Türk Feminizmi” başlıklı yazısı üzerinden anlatmayı amaçlayan kısa bir yazıdır.

Türk Milliyetçiliğinde Feminizm

Türk Milliyetçiliğinde Feminizm

Bu yazı bir Tarih araştırma yazısı değildir. Feminizm kavramının ve düşüncesinin Türk 
milliyetçiliğindeki yerini Ziya Gökalp’in “Türk Feminizmi” başlıklı yazısı üzerinden 
anlatmayı amaçlayan kısa bir yazıdır.(1) Yazı Yakın tarihimizin önemli isimlerinden olan Ziya Gökalp'e dayandığı için yazıyı "Tarih" kategorisine almış bulunuyorum.

Feminizm özünde Kadın ile Erkeğin toplumsal olarak eşit olma düşüncesidir. Bu fikir 
Türklerde bozkır kültüründe bile vardır: “Eski Türkler, kem demokrat, hem de feminist idiler.” 
Gökalp, eski Türklerde feminizm düşüncesinin olmasını Şamanizm’e bağlamaktadır. Türk 
milliyetçiliğine göre feminizm kadınların hak mücadelesi değil, Türk ulusunun medenileşme 
ve çağdaşlaşma yolundaki temel bir ihtiyacıdır.  
Türkçülük düşüncesinde kadın, yalnızca aile içinde değil, siyasal, askerî ve idarî alanlarda da 
erkekle eşit bir konuma sahiptir. Kadınların hükümdar, vali, sefir veya kale muhafızı 
olabilmeleri; silah kullanmaları ve kahramanlık göstermeleri, Türk toplumsal düzeninde 
kadının aktif ve güçlü bir özne olarak kabul edildiğini gösterir. Gökalp bu durumu “Eski 
Türklerde kadınlar, umumen amazon idiler. Cündilik, silâhşörlük, kahramanlık, Türk 
erkekleri kadar Türk kadınlarında da vardı. Kadınlar, doğrudan doğruya, hükümdar, kale 
muhafızı, vali ve sefir olabilirlerdi.” Sözleriyle açıklar.(2)

Kadınlara gösterilen saygı, Türk toplumunda ahlaki bir değer ve şövalyelik anlayışıdır. 
Erkeğin kadına hürmet etmesi, onu koruyan ve yücelten bir tavır olarak değerlendirilir. Bu 
yönüyle feminizm, bir çatışma ya da karşıtlık ideolojisi değil, Türk ulusunun toplumsal 
düzenini ahlaki açıdan tamamlayan bir ilke olmaktadır. Türk Feminizmi ’ne göre kadın ve 
erkek hukuki-ekonomik haklar bakımından birbirine denk olmaktadır. Bu denklik sadece 
toplumsal olarak değil, aile içinde de mevcuttur. Aile içinde evin ortak mülkiyet olarak kabul 
edilmesi ve soy bağında ana ile baba soyunun eşit görülmesi, Türkçülük düşüncesinde kadının 
toplumsal statüsünün güçlü bir temele dayandığını gösterir. “Eski kavimler arasında hiçbir 
kavim Türkler kadar kadın rehtine (reht = sexe) hukuk vermemişler ve hürmet 
göstermemişlerdi.”(3) Türk toplumunda kadın ve erkek her ortamda birlikte hareket ederlerdi; 
Gökalp bu durumun Töyonizm ve Şamanizm inançlarından kaynaklandığını belirtir.  

Bütün bunları göz önünde bulundurunca feminizm Türkçülük düşüncesinin temel ilkelerinden 
biri olmaktadır. “Feminizm de, Türklerin en esaslı şian idi.” 
(1) Ziya Gökalp’in ilgili yazısı için Türkçülüğün Esasları isimli kitaba bakabilirsiniz. Kitap Türkçülük fikrinin 
(Türk Milliyetçiliğinin) temel kaynaklarının başında gelir ve bu fikri basit ancak detaylı bir şekilde açıklar. Ziya 
Gökalp ise tarihte “Türkçülüğün babası” lakabı ile anılmaktadır.  
(2) Gökalp, Türkçülüğün Esasları, Varlık Yay., Mayıs 1968, s.148 
(3) Gökalp, s.148-149