Suç ve suçun toplum üzerindeki etkisi
SUÇ VE SUÇUN TOPLUM ÜZERİNDEKİ TESİRİ
A) TOPLUMUN SUÇA REAKSİYONU
Günümüz dünyasında teknolojinin gelişmesiyle hayatımıza giren en büyük kavram şüphesiz ki "haberdar olmak" Öyle ki ortalama bir vatandaş, 200 yıl önce kendi köyünün bile 100 yıl öncesine hakim değilken günümüz dünyasında İsa'nın havarilerine bile ulaşılabiliyor. Bunun olumlu olduğu yönler hep sıralanır ama ben bugün aksini savunacağım zira toplum alışılamazlarla büyür. Günümüz sosyal medyasından yola çıkarak şu gözlemi yapabiliriz; Haber (özellikle de suçlarla alakalı olan) toplum üzerinde çok ciddi yer kaplıyor. İnsanlar (psikolojik durumu ne olursa olsun) kaldıramayacakları, morallerini bozacak bu haberlere maruz bırakılıyor. Bu da yaşanan suçların sadece mağdur ve çevresine değil toplumun tamamına tezahür etmesine ve insanlarda alışılmışlık (suçun bir getirisi) hissi oluşmasına sebep oluyor. İnsanlar doğası gereği böyle haberleri görünce panikler, anlık tepkiler gösterir sonrasında durumu kanıksar ve durumun sebebi olarak gördüğü yargıya karşı güven duygusunu yitirir. Yargı erkinin bunu yeniden tesis etmesi uzun ve meşakkatlidir. Bu durum suçlunun adil şekilde yargılanıp adaletin tesisi şeklinde bitebilecekken milyonların öfkesini alan bir harekete dönüşür. Toplumun suça reaksiyonu, adil yargı prensibinin önüne geçer zira temel hukuktan yoksun kişiler kamuoyu baskısıyla yargıçları adil olmaktan alıkoyar ve güçlüyü seçmeye zorlar. Alfred Dreyfus ve Oj Simsons davaları ya da 1851 San Francisco olayları gibi spesifik birkaç olayla bu durumun yaratabileceği felaketleri göz önünüzde bulundurmanızı öneririm. bu olaylarda yargı otoritesini kısmen ya da tamamen kaybetmiş, manipüle edilmiştir. Ceza yargısı, suçun iyice globalleştiği dünyamızda bunun önünü alamayacaktır o halde bu baskıyı doğru yönetebilmek için davanın basına doğru ve net (burada net ifadesi mühimdir zira bu davaları hakkında bilgi sahibi olmayan kimseler de dinliyor yahut okuyor o halde açıklayıcı ve avama ithafen olmalıdır) Sonuçları ağır davaların önemli bir kısmının sansürlü şekilde paylaşılması şarttır. Her basın mensubu bu gerçekliği görerek toplumu aydınlatmalıdır. Trend olmak için olayı çarpıtmaktan kaçınmalıdır. Basın bunu sadece ahlaki yükümlülüğünün dışında ileride çıkailecek anarşinin kurbanı olmamak için de yapmalıdır. Toplum suça maruz kaldıkça hissizleşecektir bu yüzden acılı olaylar toplumun genelini ilgilendirmiyorsa bütün çıpaklığıya topluma açılmamalıdır. Basın ve yargı erki bu süreçte beraber hareket edip daha düzgün toplum inşasını arzulamalıdır. Bu konu özelinde son telkinimiz yargının burada yetki sınırlarını aşıp basına müdahil olmaması gerekliliğidir. Açıkça müdahalede bulunulan haberler tüm çıplaklığıyla anlatılan kadar zararlıdır zira yargı bu acılı olayı kendince revize eder ve olayın araca dönüşmesine sebep olur. Bu hem ahlaken hem de kişisel hak ve özgürlükler açısından tehlikelidir. Kurumların haklarımıza tecavüzünü engellemek aynı zamanda basının olayı tüm çıplaklığıyla anlatıp toplum algısının bozulmasının önüne geçilmesi için kanunların dışına çıkılmaması da şarttır.
B) ORGANİZE SUÇLARA KARŞI TOPLUM NEREDE BULUNMALI?
Günümüzde belli başlı suç cenneti ülkelerde en yaygın ve en etkili görülen suç tipi şüphesiz ki organize suçlardır. Kafkas mafyası, çete, gang, kartel...ismi ne olursa olsun altında yatan sosyoloji kalıcı ve hızla gerçekleşmiş enflasyon, dini bve milli kültürün toplum üzerindeki etkisinin hızla kaybolması gibi sebeplerken hukukun uygulanabilirliği üzerindeki kalıcı hasarlar da bu grupları güçlendiren en önemli unsurdur. Zira cezanın amacı da belli ölçüde bunun önüne geçmek yani caydırıcılıktır. Kısaca bu suçların altında yatan nedenleri inceledik. Bunların dışında bu çetelerin en önemli gelir kaynağını incelemek gerekir. Bu kaynak ne silahtır ne uyuşturucudur ne de paradır. Bunlar çetelerin büyümesinde kullanılan araçlardır. Bir çetenin temelini insan kaynağı oluşturur. Bu nedenle de çetelerin ilk amacı insan kaynağını kendi lehlerine çekmektir. Bunun başarılmasıyla yukarıda saydığımız araçların tamamına ulaşım sağlanır. Çetenin insan kaynağına ulaşabilmesi için çoğu zaman dizileri, dinleri, yozlaşan ahlakı, çöken ekonomiyi kullansa da bu kaynağa ulaşabilmesindeki en rahat yolu çetenin oluşmasındaki sebeple aynıdır. Bu yüzden de çeteleri toplum sosyolojisinden ayrı okumamak gerekir. Çeteler, yozlaşan toplumdan sıyrılan yine zarar verdiği toplumdan çıkan kişilerce kurulur, büyür ve şanslıysak ölür. O halde gerek kaynağını bünyesinde bulundurduğu gerekse yok edilmesinde bileik olması gerektiğinden çetelerle mücadelede toplum çok önemlidir. Güney Amerikada kartellerle mücadelede devletin zayıf kalmasında en önemli sebep toplumun açık desteğinin alınmamasındandır. Hiçbir güç organize ve örgütlü toplumu yenemez. Devlet o denli yozlaşmıştır ki çeteler toplum tarafından tercih edilebilir görülmüştür. Bunun önüne geçebilmek elzemdir. Başından beri çetelerin sosyolojisinden, kaynağından, bahsetmemizin sebebi başlıkta da anlattığımız üzere toplumun çetelere karşı bizim saflarımızda durmasını arzulamamızdır. Biz yaygın görüşün aksine en etkili çözümün çetelere karşı toplumun kullanılması olduğu görüşündeyiz. Daha önce Pablo Escobar'ın devlete karşı toplumu örgütlemesi gibi biz de bu belanın topluma verdiği zararı toplumu bilinçlendirerek çete mensuplarını en ağır şekillerde cezalandırarak çetenin salt kültür üzerindeki etkisini kırarak çetenin silahını çeteye karşı kullanarak savaşacağız. Çetelere karşı o denli etkili olmalıyız ki "temiz eller operasyonundaki hukuk erki" imrenerek bakmalı. Biz onların aksine suçun kesilmesinin ötesinde tekrardan oluşmasına da engel olacağız. Toplum 2000lerin başındaki BatI Avrupa ülkelerindeki toplum gibi hukuka o denli güvenmeli ki organize suçun oluşmasını bırakın bireysel suçlarda bile toplumun tepkisini enselerinde hissedecekler. Toplum etik anlayışı hedonist yaşamdan öte koymadığı sürece burada anlattıklarımızın uygulanabilir olmayacağını belirtmek isterim. Toplum, internetin verimli kullanılması, devletin yanında olduğunu hissetmesi (buna kamu güvenilirliği de diyebiliriz) ve yargının adil, hızlı olduğunu kanıksaması sonucu tam teşekkül çetelere sırt çevirir.
3) SONUÇ
3 bölümle ele aldığımız bu makalede amacımız: toplumun asayişi, adil yaşam ve devletin refah içinde olmasıdır. Suçun toplum üzerindeki sosyolojik etkilerinden organize suçlarla mücadele birçok konuda toplumu bilgilendirmekteki temel nedenimiz de bu muazzam toplumun muadillerinin aksine parçalanmaması ve hukuk literatürüne girmesi arzumuzdur. Bir ekol yaratma gayesindeyiz bu yüzden kalemi elimize aldık. Suçsuz toplum dileğiyle. Okuduğunuz için Teşekkürler
Bedirhan Kılıç