Kazak Türklerinin Milli Uyanışının Öncüsü: MİRJAKIP DULATULOĞLU
MirJakup Dulatoğlu (1885–1935), 20. yüzyılın başındaki Kazak milli uyanış hareketinin en önemli fikir adamlarından, şairlerinden ve siyasi liderlerinden biridir. 25 Kasım 1885'te Turgay bölgesinde dünyaya gelmiş, erken yaşta yetim kalmasına rağmen geleneksel eğitiminin ardından Kazak-Rus okulunu bitirerek köy öğretmenliği yapmaya başlamıştır. Fikir dünyasının şekillenmesinde Ahmet Baytursunlu ve Ali Han Bökeyhan gibi Alaş hareketinin kurucu liderleriyle tanışması dönüm noktası olmuştur. Bu isimlerin etkisiyle sömürgecilik karşıtı ve reformist bir dünya görüşü benimsemiştir. 1909 yılında yayımladığı "Uyan Kazak!" şiir kitabı ve 1910 tarihli "Bahtsız Cemal" romanı ile kısa sürede Kazak bozkırlarında büyük bir edebi şöhrete ulaşmış ve halkın uyanışının sembol ismi haline gelmiştir. 1917 İhtilali sürecinde Alaş Orda hükümetinin kurulmasında aktif rol oynamış ve bağımsız Kazak devletinin temellerini atmak için çalışmıştır. Sovyet rejiminin güçlenmesinin ardından, pek çok Alaş aydını gibi Dulatoğlu da baskı altına alınmıştır. 1928 yılında milliyetçilik ve rejim karşıtı faaliyetler suçlamasıyla tutuklanmış, ardından ağır çalışma kamplarına gönderilmiştir. Hayatının son yıllarını sürgünde geçiren Dulatoğlu, 5 Ekim 1935'te Solovki toplama kampında hayatını kaybetmiştir. Sovyet döneminde adı uzun süre yasaklı kalsa da, 1988 yılında itibarı tamamen iade edilerek Kazak tarihinin en saygın şahsiyetleri arasındaki yerini yeniden almıştır.
Kazakistan’ın yetiştirdiği müstesna şahsiyetlerden biri olan Alaş aydını Mirjakup Dulatoğlu’nun doğumunun 140. yıl dönümü vesilesiyle onun hayatı ve eserleri büyük bir önem arz etmektedir. Kazak halkının aydınlanmacı ve demokratik eksendeki politik çizgisini benimseyen Dulatoğlu; yetenekli bir müellif, cemiyet adamı ve mühim bir tarihi şahsiyettir. Çalkantılı bir dönemde milletinin geleceği adına yürüttüğü mücadele dolu faaliyetleri ve ardında bıraktığı zengin edebi mirası dolayısıyla halkı nezdinde son derece muteber ve saygın bir konuma sahiptir. Dulatoğlu, hem sosyal sahada hem de edebiyat dünyasında ulusal bağımsızlık fikrini daima ön planda tutmuş, eserleri vasıtasıyla halkın uyanışını hedeflemiş ve Alaş Hareketi’nin en aktif liderlerinden biri olmuştur.
Edebi ve Bilimsel Faaliyetleri
Sanat ve fikir hayatına ilk olarak şiir ile başlayan Dulatoğlu, ilerleyen süreçte nesir türünde de telifler vermiştir. Müellifin 1910 yılında kaleme aldığı "Bahtsız Cemal" (Bakıtsız Jamal) adlı eser, Kazak edebiyatı tarihinde doğrudan sanatsal/edebi düzyazı normlarına uygun olarak kaleme alınmış ilk roman olma niteliğini haizdir.
Edebi uyanışın en simgesel örneklerinden bir diğeri ise müellifin "Uyan Kazak!" (Oyan Qazaq) adlı meşhur manzumesidir. Dulatoğlu bu eseriyle Kazak halkına doğrudan bir çağrıda bulunmuş; dizeleriyle halkı fikri bir sarsıntıya uğratarak onları bilime, eğitime ve memleket için yararlı faaliyetlerde bulunmaya davet etmiştir. Toplumun hürriyetine kavuşabilmesinin birincil şartının, üzerlerine bir sis perdesi gibi çöken cehalet uykusundan uyanmak ve bilgisizlikten arınmak olduğunu savunan müellif, hayatı boyunca bu fikri haykırmaktan geri durmamıştır.
Edebi kişiliğinin yanı sıra Dulatoğlu, ilk Kazak Anayasası’nın hazırlayıcı heyeti içerisinde yer almıştır. Kendisi aynı zamanda Kazakların ilk matematikçisi olarak kabul edilmektedir. Bu doğrultuda hazırladığı ve matematik alanında bir ilk olan beş ciltlik "Hesap Aracı" (Esep Quralı) isimli ders kitabı serisi, dönemin eğitim hayatında büyük bir boşluğu doldurmuştur.
Uluslararası Etkileri ve Siyasi Temasları
Dulatoğlu’nun fikirleri sadece Kazakistan coğrafyasıyla sınırlı kalmamış, uluslararası alanda da derin yankılar uyandırmıştır. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürkü kendi öğretmeni ve fikir aydını olarak görmüştür
Eserin tesir ettiği bir diğer önemli coğrafya ise Japonya olmuştur. Dulatoğlu, bizzat kendi şiirlerinde Japon ulusunun gösterdiği kahramanlıkları ve milli uyanış modellerini konu edinmiştir. Buna mukabil bazı Japon aydınları, yakın tarihte de bu esere ilgi sürmüş ve 1997 yılında Japon bilim insanı Tomohiko Uyama, Miryakup Dulatoğlu’nun siyasi ve felsefi görüşleri üzerine bir doktora tezi savunmuştur.
Dulatoğlu’nun mücadele azmi askeri ve stratejik boyutlara da taşınmıştır. Müellif, 1918 yılında günümüzde Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalan Çöçek (Şäuweşek) şehrine giderek oradan silah ve mühimmat temin etmiştir. Bu kritik seyahati esnasında, henüz delikanlılık çağında olan meşhur direniş önderi Osman Batur ile görüşmüştür. Dulatoğlu, genç Ospan’a hayır dualarında bulunmuş ve kendisine "Uyan Kazak!" adlı kitabını hediye ederek gelecek mücadelelerin fikri tohumlarını ekmiştir.

Tarih Bilinci ve Kültürel Miras
Müellifin Hoca Ahmet Yesevi ve Sultan Abılay Han gibi tarihi şahsiyetlere dair arşivsel verilere vakıf olmasının yanı sıra; halk efsanelerine, ozan ve destancıların birikimlerine de ileri düzeyde hakim olması hayranlık uyandırıcı bir entelektüel derinliği işaret etmektedir. Özellikle Hoca Ahmet Yesevi Türbesi’nin tahrip edilmeden muhafaza edilmesini ve gelecek nesillere "ebedi bir miras" olarak aktarılması gerektiğini savunması ve bu hususta özel çalışmalar yürütmesi, onun ne kadar yüksek bir tarih bilincine ve bilgeliğe sahip olduğunu tevsik etmektedir
Sürgün Dönemi, Vefatı ve İade-i İtibar Süreci
Dulatoğlu, yürüttüğü milli faaliyetler sebebiyle Sovyet rejimi tarafından baskıya ve sürgüne maruz bırakılmıştır. Sürgüne gönderilmeden evvel kızı Gülnar Miryakupkızı’na hitaben sarf ettiği: "Artık aklın eriyor Gülnar'ım. Annene destek ol! Derslerine iyi çalış! Bizim yaptığımız işler temiz ve haktır. Buna inanıyorum. Güçlü olun!" şeklindeki veda sözleri, onun davasına olan sarsılmaz inancını göstermektedir.
Müellifin vefatının ardından yürütülen hukuki süreçler neticesinde, 4 Kasım 1988 tarihinde Kazakistan SSC Yüksek Mahkemesi, herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı gerekçesiyle Miryakup Dulatoğlu’nun tamamen beraat etmesine ve itibarının iade edilmesine hükmetmiştir. Manidar bir tevafuk eseri olarak bu karar, Dulatoğlu’nun kızı Gülnar’ın doğum gününde açıklanmıştır.
Dulatoğlu’nun kayıp mezarını bulma şerefi ise araştırmacı Marat Absemetov’a aittir. Absemetov, 1990 yılında gerçekleştirdiği fedakarca bir araştırma gezisi neticesinde, Rusya'nın kuzey ucundaki Karelya bölgesinde yer alan Solovki Adaları'ndaki Solovetsk kasabasında müellifin kabrini tespit etmiştir. Yapılan antropolojik ve bilimsel analizler sonucunda naaşın kesin olarak Miryakup Dulatoğlu’na ait olduğu tescillenmiştir.
KAYNAKÇA:
Absemet, M.
Dulatova, G. M. Şındıq Şırağı (Gerçek Işığı).
Çeviren ve hazırlayan: İskender ABDULLAEV