Açıksöz Gazetesi Perspektifinden Enver Paşa’nın Doğu Halkları Kurultayı’nda Halk Nezdindeki Konumu
Enver Paşa Bakü Kongresi’nde büyük ilgi gördü, Müslümanlarca neredeyse kutsal kabul edilip önemli şekilde güçlü bir birlik sembolü haline geldi.
Enver Paşa, Türk ve İslam dünyasının geleceğine dair bir çıkış yolu arayışı içinde, 1–7 Eylül 1920 tarihlerinde Bakü’de düzenlenen Doğu Halkları Birinci Kongresi’nde dikkat çekici bir rol üstlenmiştir. Sovyetler Birliği’nin himayesinde gerçekleştirilen ve 1800’ü aşkın delegenin katıldığı bu büyük toplantıda, Enver Paşa yalnızca bir katılımcı değil, aynı zamanda en çok ilgi uyandıran şahsiyetlerden biri olmuştur.
Kongrede Sultan Galiyev, Zeki Velidi Togan, Feyzullah Hocayev, Karl Radek gibi dönemin önde gelen isimleriyle bir araya gelen Enver Paşa, Üçüncü Enternasyonal ile temas kurmuş ve bu yapı içerisinde yer almıştır. Her ne kadar başlangıçta Bolşevikler açısından onun varlığı stratejik bir kazanım olarak değerlendirilse de, Bakü’de gördüğü yoğun ilgi ve coşkulu karşılanışı, aynı çevrelerde belirgin bir huzursuzluk yaratmıştır.
Bu noktada, Enver Paşa’nın kongre salonuna giriş anının dönemin basınına nasıl yansıdığını göstermek, özellikle de Açıksöz gazetesinin aktardıkları üzerinden meseleyi somutlaştırmak, anlatımı daha da kuvvetlendirecektir.
"Sonra nazar-ı hayretimizi celbeden bir mesele daha vardır: Enver Paşa’nın Müslümanlar üzerindeki nüfuz-u azamı! O ne cazibe, o ne kerametler? Meclis açılmıştı. Nutuklar devam ediyordu. Birden locaların birinde Enver göründü. Müslümanlar Enver’i görür görmez kıyametler koptu. Herkes meclisi bırakarak etrafını ihata etti. Kimi alnı öpüyor, kimi arkasını okşuyor, kimi elbisesine temas ediyor, kimi hayran hayran yüzüne bakıp duruyor. Onu adeta fevkal-beşer bir mahluk telakki etmek istiyorlar. Etrafını tavaf edip durdular. Görüp de hayretlere düşmemek mümkün olmuyor. Yetişip elini sıkamayanlar, onunla musafaha [tokaşma] edenleri yakalıyorlar, “Enver’le musafaha eden o mübarek ellerinizi veriniz öpeyim” diye görseniz ne muhabbet ve rabıta gösteriyorlar. İslam alemini tahrik için öyle müessir bir şahsiyet ki!.. O kadar şöhret kazanmış ki İslam alemi arasında adeta bir timsal-i ittihad ve necat olmuş onu bilmeyen, işitmeyen zan etmem ki hiçbir Müslüman olsun. Müslümanlar onun hakkında hiçbir kelime-i tenkit dinlemek istemiyorlar, kusurlarını söylemek isteyenlere düşman oluyorlar ve bazı yerlerde katiyen söyletmezler, söylemek cesaretinde bulunanlar olursa öldürmeye kalkışırlar. Çok garip bir mazhariyet."
¹Açıksöz Gazetesi, 28 Teşrinievvel [Ekim] 1336, numero: 90, sayfa 1