18 Nisan 2026
Bir senenin ardından tekrar yazmaya başladığım bu mektubun ardından nicesi gelecek. Eskiden olduğu gibi çiftli sayıları, hatta o zamanları da geride bırakarak üçlü sayılara geçecek. Bu mektupta ben kimim, neyi hedefliyorum, bu mektuplar nedir; bunu açıkladım. İyi okumalar dilerim.
Bugün 18 Nisan, saat 22:07 suları… En son mektubumu yazmamın üzerinden seneyi aşkın bir zaman dilimi geçti. Mektuba nasıl giriş yapacağım, neler söylemeliyim, ne anlatmalıyım; hiçbir şey hakkında zerre fikrim yok. Sanki vakti zamanında otuzu aşkın mektup yazmamışım gibi…
Bu mektupları halka açık yayımlayıp, yayımlamayacağımı bilmediğim için öncelikle kendimden ve amacımdan bahsetmek istiyorum. İsmim Efe, henüz liseyi bitirmemiş bir Türk genciyim. Türk genci olmanın hakkını kendince vermeye çalışan, vatanı ve milletinin menfaatini kalpten isteyen bir fâniyim sadece. Bedenen fâniliği gönül rahatlığıyla kabul eden, fakat zihnen fâniliği kabul etmeyen; daha doğrusu etmek istemeyen biriyim. Hayatımdaki başlıca temennim vatanımın ve milletimin hak ettiği değeri görmesi, aydınlığa ve parlaklığa kavuşmasıdır. Bu yolda önemli bir rol almak istiyorum. Belki yangın sönsün diye su götüren bir karınca, belki vatan ve millet yolunda insanlara umut ve ışık olan bir idealist…
Yeter ki bir faydam, bir hizmetim dokunsun. İki türlüsüne de razıyım. Vatanım için rezil de olmaya, vezir de olmaya dünden hazırım. Fakat az önce belirttiğim karınca ve idealist ikilisinden, ikinciyi tercih ederim. Vatan ve millet için son nefesine kadar yaşamını sürdüren, bedenen ebediyete eren fakat fikren ölmeyen; “bizden” Atatürk’e özendiğim bir konudur bu. Günümüze, insanlarımıza bakıyor ve görüyorum ki: Atatürk bir liderden ve komutandan öte bir isim, bir idealist. Onu tarihte gelen ve geçen her türlü liderden farklı kılan unsur da bu. Atatürk hiçbir zaman ölmeyen, kalplerde ve -günümüzde tam olarak söyleyemesem de- fikirlerde ölmeyen bir isim. İşte Atatürk’e bu konuda özeniyorum. Milletimiz adına yaptığı yol göstericiliğine, umutsuzluğu ve karanlığı delen ışığına hayranım ve ben de böyle bir rol oynamak istiyorum ömrüm boyunca, hatta öldükten sonra bile. Temennim bir umut, bir ışık olabilmek.
Hedeflerimi, hayallerimi ve ideallerimi keskin çizgiyle ayırmış bir insanım. Hedeflerim, hayallerim değişir; ideallerim asla değişmez. Hedeflerim, hayallerim tükenir; ideallerim asla tükenmez. Bahsettiğim o “ideal”i ise yukarıda belirtmiş bulunmaktayım.
Az önce bahsettiğim o “otuz mektup” olayını da açıklamam gerektiğini düşünüyorum. Seneler öncesinde, belki de izlediğim “How I Met Your Mother” dizisinin de etkisine kapılarak (:D) “hayalimdeki kadın” adında bir türküye kapılıp gitmiştim. Oturur, uzun uzun gerek iltifat eder, gerek aşk cümleleri kurar, gerek milletimize ve gençliğimize hitap eder; gerek hanımlarımıza manevi olarak dokunacak yazılar kaleme alırdım. Ben öfkelenir, ellerim yazardı. Ben üzülür, ellerim yazardı. Ben umutsuzluğa kapılır, ellerim yazardı. Bazen içimi boşaltırdım, bazen de deşarj olurdum anlayacağınız. Peki şu an bu mektup kime hitap ediyor? Bilmiyorum. Dediğim gibi paylaşıp paylaşmama konusunda bile kararsızım. Gönlüm paylaşmaktan yana. Can sağlığımın, ülkenin durumu haricinde de, güvenli olmadığı bir durumda mektupları paylaşmamın daha doğru olacağını düşünüyorum. Ansızın bana bir şey olma durumunda mektuplar hiçlikte sürüklensin istemiyorum.
Sorduğum soruya gelecek olursam. Belki tekrardan duygu boşaltmak, belki tekrardan deşarj olmak için yazıyorum. Belki içten içe hâlâ idealize ettiğim bir hanıma yazıyorum. Belki tüm milletimize, tüm gençliğimize yazıyorum. Hatta belki gelecek kuşaklar için yazıyorum. Aslına bakacak olursak, bu saydıklarımın hepsi mektup yazma nedenim. Fakat düşününce, bu mektuplar milletimden birkaç insana manevi olarak dokunursa; amacıma ulaşmışım demektir. Ana temennim budur, altını çizerim.
Mektupların kapanışını bir hanıma hitaben yapardım. Şimdi kapanışı bile nasıl yapacağım bilmiyorum. Uzun süredir kullanılmamış tükenmez kalem gibi aslında. Birkaç kez karalayınca tekrardan çizgisi belirginleşmeye başlıyor. Önceden böyle olmuştu, şimdi de böyle olacak. :)
Esenlikler dilerim.