KISKANÇLIK
TOPLUMU VE İNSANI SARAN VİRÜS..
Evrimsel psikolojiye göre kıskançlık, bireyin sahip olduğu şeyi koruma içgüdüsünden ötürü meydana gelir. Benim olan bende kalmalı düşüncesi de buna başlı başına bir örnektir. Kıskançlığı genelde iki çiftin arasındaki kıvılcımlara ithaf ederiz. Lakin kıskançlık, sadece aşkın olduğu yerde değil, insanın nefes aldığı her yerde filizlenmektedir. Hadi gelin, bazen güldüren bazen de canımızdan bezdiren bu kıskançlık türleri neymiş birlikte görelim !
1) TOPLUMSAL KISKANÇLIK
Resimde de görüldüğü üzere, komşusunun can alıcı renkteki arabasını gördükten sonra içerisinde alevlenen kıskançlık ateşinin , onu nasıl ele geçirdiğini ve bu durumun yüzüne nasıl yansıdığını görüyoruz. Bizler istesek de istemesek de, hayatımızda bizlere, mallarımıza ve yaşantımıza uzanacak eleştirel gözler her daim var olacaktir. Peki bu durumda bizler ne yapacağız? Gidip de onun bakışlarının hesabını soracak değiliz. Ki bu yapacağımız en büyük hatalardan birisi olacaktır. Kirli bakışlara karşı atılabilecek en güçlü adım, sessizliktir ! Planınızı ve dahi yaşantınızı asla kimse ile paylaşmayın. Toplumsal kıskançlığa sebep olan ve günümüzde her anımızı paylaştığımız sosyal medya bu kıskançlığın baş göstermesinde en büyük etkendir. Bizler anlarımızı ve hikayelerimizi oraya yansıtırız, karşılığında bir ''LİKE❤️'' bildirimi alırız. Oysa ki, o like bildirimini atan kişinin esas duygularına ve bizim hakkımızdaki esas düşüncelerine asla erişemeyiz. Böylelikle de türlü düşüncelerle hayatımızı yorumlayan, her türlü eksikliğimize ve kusurumuza kulak kabartan kişilere zemin hazırlamış oluruz. Unutmayın ki, evrende herşey bir enerjiden ve frekanstan oluşur. Buradan yola çıkarsak eğer düşüncelerimizin ve sözlerimizin de görünmeyen bir enerji yaydığına ulaşırız. Dolayısıyla bizim hakkımızda düşünenlerin söylediği sözler ve düşünceler bizim hayatımıza etki eder. Buna sosyal alanlarda kıskançlık, dini görüşte ise nazar denir. Bu konuda şu söze kulak kabartmak gerekir..
''Ağzımızdan çıkan şey, kaderimiz olur !''
2) AİLE / KARDEŞ KISKANÇLIĞI
Hemen hemen her bireyin çocukluk döneminde yaşadığı bir durumdur bu. Kimi zaman aşılmış bir durum, kimi zaman ise geleceğe miras kalan kötü bir duygu. Elbet, çocukluğumuzda kardeşimize alınan çikolatanın bile içimize dert olduğu, özellikle büyük kardeş olup da ; ''Senin papucun dama atıldı artık !'' sözlerinin içimizi cayır cayır yaktığı, marketten aldığımız meyvesuyu ile içimizdeki yangını söndürmeye çalıştığımız zamanlarımız olmuştur. '' Ne güzel günlerdi be !'' dediğinizi duyar gibiyim. Lakin bu güzel günlere, çoğu kişi hüzün penceresinden bakıyor. Sebebi ise aileden ve akrabalardan doğuyor. Kimi zaman büyük çocuk olarak görülen, yaşını değil de kalbindeki o saf duyguyu taşıyan ; sürekli adları geçen ve sülalenizi kurtarmaya yemin etmiş şu meşhur ''Fatma teyzenin oğlu'' ile yapılan kısaslar, o bedeni büyümeye başlayan ama kalbi masum kalan o çocuğu derinden yaralıyor. İçerisinde içten içe bir kıskançlık ateşini harlıyor. İşte bu yapılan kıyaslamalar , o çok sevdiğiniz fatma teyzenin oğlunu etkilemiyor. O etki, sizin kendi kanınızdan ve canınızdan olan, aynı havayı soluduğunuz ve aynı sofrada yemek yediğiniz biricik evladınıza zarar veriyor. Bazen ailelerden geri dönül olarak şu söz yükseliyor '' Biz onu kötü hissetsin diye değil, hırs yapsın da başarılı olsun diye söylüyoruz !''
Peki, hiç düşündünüz mü oğlunuzun yada kızınızın bu sözlerinin ardından ne düşündüğünü?
Hadi o minik kalplerin iç dünyalarına doğru bir seyre dalalım..
"Babam Ahmet'in babası gibi o arabadan alacak mı? Ne güzel onlar haftasonu geziyorlar birlikte.". " Ege'nin akülü arabası var, baksana çok eğleniyor gibi. Benim ne zaman akülü arabam olacak anne? Bizim paramız mı yok? Biz neden almıyoruz?" Bakın, işte farkında olmadan çocuğunuz da sizi kıyasladı. Peki bu durum sizde bir teşviğe sebep oldu mu? Şimdi daha da mı yıkılmaz hissediyorsunuz kendinizi? O akülü arabayı almak için bir güç buldunuz mu kendinizde? Tabii ki hayır ! Çünkü o araba her akıla gelişte , ay sonu gelen kart ekstreniz gelir akıllara. Ya da kira için arayan ev sahibi. Koskoca bir söz yankılanır bir babanın dudaklarından.. "Sonra alırız hanım, malum bu ay biraz sıkışığız. Hem çocuktur, bir ister, ikinciye unutur."
3) İLİŞKİDE KISKANÇLIK
Bir ilişkiyi sahiplenmek ve karşımızdaki insanı benimsemek mutlak bir aşka götürür insanı. Lâkin fazlası da güven duygusuna zarar verir. Karşı tarafta hep bir güven inşa etme çabasına sebebiyet verir. Sen kıskandıkça kafanda kurar, karşı tarafa toksikliğin kapılarını aralarsın. Peki ilişkide o tebessüm ettiren kıskançlıklara ne sebebiyet verir? Olması için gereken nedir? Bu durumun olması için kıskanmanın bir sahiplenme duygusundan öte gitmediğini unutmamak gerekir. Kıskanma ile güvenme duygusunu bir kılar ve ona göre hareket ederseniz , büyük ihtimalle o güven sarsılacak ve kıskançlık duygunuz sizi bir zarara götürecektir. Zaten kıskanmıyor diye düşünüp hareket etmek de, sizi ayrılığa sürükleyecek yegane sebeplerden birisi. Bunları unutmamak gerekir ! Kıskançlığınızda aşırılıktan nasıl korunacaksınız peki?
- GÜVEN BİR DUYGU OLARAK KALMAYACAK, İLİŞKİNİZE İŞLEYECEK.
- DOĞRU SÖZ ACITSA BİLE, HER ZAMAN DİLLERDEN DÖKÜLENLER ONDAN BAŞKASI OLMAYACAK.
- AŞKTAN DOĞAN ŞAHİPLENİŞİ, ARA ARA HİSSETTİRECEK VE TATLI TEBESSÜMLERE SEBEBİYET VERECEKSİNİZ.
İşte bu ve bunun gibi etkenler sayesinde kıskançlığınızı törpülemiş olacaksınız. Böylece daha keyifli ve sağlıklı bir süreç yani birliktelik yaşayacaksınız !
Kıskançlığın temel sebebi, duyulan güvenin azlığı yada oturmamışlığıdır. Bu sebepten dolayı şu sıralamaya dikkat etmekte fayda vardır.
Kıskançlığınızı alt edebilecek bir yöntem daha ! O yöntem ise, o an tartışamadığınız konuları akşam vakti tartışmamak ! Çünkü kadın beyni daha duygusallaşır o vakitlerde. Bu sebepten ötürü tüm duygusallığı ile cevap vererek ya kendisini yada sizi derin bir üzüntüye sokabilirler. Akşamları yapacağınız her bir tartışma emin olun ki sizin lehinizden çok, aleyhinize olacaktır. Akşam huzurun ve aşkın saatleridir. Tartışma ve gerginlik bu vakitlerde yaşanmamalıdır.
Ben hep derim..
"Bir ilişkide sevgi öncelik değildir. Bir ilişkide önem sırası şu şekildedir ; Saygı, Güven ve Sevgi !" Bu 3 etken işte toksik kıskançlık için bir neden olup olmadığını bizlere söylüyor. Peki sizin daha önceki ilişkilerinizde veya şuan ki ilişkilerinizde bu 3 maddeden hangileri hayatınızda yer ediniyor? Top sizde..
Yorumlarda buluşmak üzere. Kendinize çok ama çok iyi bakın !
Tepkiniz nedir?
Beğen
2
Sevmedim
0
Aşık Oldum
0
Eğlenceli
0
Kızdım
0
Üzgün
1
Woooow
1