HAKLI OLMAK - KİME GÖRE VE NEYE GÖRE?
Sence haklılık nedir ? Bir insanın haklı olmasını ne sağlar? Kime göre ve neye göre haklı olursun?
Haklı olmak..
Kime göre ve neye göre?
Bir kişiyi haklılığa götüren sebep nedir?
Bakalım bu durumlar benim perspektifim ile nasıl cevaplanacak (:
Haklı olmak insanın benlik duygusu için olmazsa olmaz duygusal hazlardan birisidir. Kişinin kendini kendine ispatlaması için ve bazen de benlik duygusunu kabartmak için; başka bir deyiş ile egosunu tatmin etmek için girdiği türlü tartışmalar ve mücadeleler sonucu elde ettiği duygusal zafer ! Haklı olma isteği tamamen bundan ibarettir. Çoğu zaman haklı olma isteği zihinsel bir dopamin gereği olduğu düşünülse de , durum gerçekten çok farklı. Bu durumdaki asıl neden ile sosyoloji ilgileniyor. Kişinin toplumsal hiyerarşideki saygınlığı ve toplumun haklılık gibi olgulara fazlasıyla ehemmiyet göstermesi bu durumun başlıca nedenlerinden diyebiliriz. Sosyolojik kavramlar genelde hikayeleştirilen anlatımlarda çok daha iyi anlaşılır. O halde biraz hikaye anlatalım ve haklı olma konusuna yeni bir bakış açısı kazandıralım !
.
.
KARAKTERLER : RAMAZAN VE ÖYKÜ
OLAY: HAKLI ÇIKMAK VE TOPLUMUN SAYGISI
Ramazan kendi dünyasının mimarı olmaya çalışan, yaşadığı hayat standartlarını bir kademe yükseltmeyi amaçlayan bir kişidir. Genç yaşına rağmen fazlasıyla çalışmaya odaklıydı ve bu odağı ona gerçekten güzel rakamlar kazandırıyordu. Çünkü işine dört elle sarılıyor ve emeğini her verdiği işi çeşitli övgülerle sonlandırmayı hedefliyordu. Her şey Ramazan'ın istediği gibi şekillenirken bir anda işler tersine dönmeye başladı. Sevgilisi Öykü kendi arkadaşlarının sevgilisi Ramazan hakkında sözlerinden epey rahatsız olmuştu. Ramazan'ın hiç işe gitmediğini, tüm vaktini bilgisayar başında geçirdiğini ve aileleri için bu durumun hiç iyi olmadığını söylüyorlardı. Bu durumu Ramazan ile de paylaşan öykü bir anlık duygusal karmaşalara girdi.. Ramazan'a bağırıyor, sorular soruyor ve ilişkilerini o anda gözden geçiriyordu. Sanki arkadaşlarının düşünceleri Öykü'nün zihninde haklılık kazanmıştı. Ramazan'dan acil bir açıklama bekliyordu. Öykü şöyle çıkıştı..
Öykü : ''Ramazan, bu durumu bana açıklar mısın? İnsanlar böyle düşünüyorsa bir bildikleri vardır. Bak Filiz'in kocasına , nasıl da her şeyini karısıyla paylaşıyor; ya sen? Sen tam bir sır küpüsün. Arkadaşlarım da zaten haklı, sen beni gerçekten sevmiyorsun. Ben sana bu halde geleceğimi nasıl emanet edebilirim ?''
Ramazan : '' Gerçekten bu şekilde mi düşünüyorsun? Bunca zamandır ben hayatımı nasıl devam ettiriyorum ? Bunu sende biliyorsun, sürekli çalışıyorum bilgisayarımdan. Belki dışarıya çıkmıyor ve fiziki bir işte çalışmıyor olabilirim ama paramı kazanıyorum. Üstelik onlara ne benim işe gidip gitmememden?''
Öykü : '' Ailem pek sıcak bakmıyor bu duruma. Arkadaşlarım da öyle diyorlar zaten. Hem sigorta var mı bu işte? Hatta Hümeyra teyze bana şöyle söyledi - '' Bak kızım, böyle bilgisayar başından çalışarak iş yaptım sayılmaz. Girsin bir işe, sigortası yatsın, geleceğiniz güzel olsun ve güvende olsun. Ne bu böyle? Bilgisayardan para kazananı kim görmüş?'' - dedi.
Ramazan anlamıştı. Kendisini Öykü'nün gözünde haklı çıkarmak istiyordu. Böylelikle hem Öykü'yü inandırmaya hem de akrabalarından, en yakın arkadaşlarına kadar kim varsa hepsini haksız çıkarmaya and içmişti resmen. Bu durum üzerine sabahlara kadar günlerce çalıştı. Uyumadı veya dinlenmedi.. Sadece çalıştı. O kadar güzel paralar kazandı ki, Öykü'nün düşünceleri bir bir dağılmaya başladı. Etrafındakiler bu duruma şaşırır oldular ve gıpta ettiler. Artık içsel haklılık savaşını da kazanmıştı. Bu verdiği haklılık mücadelesi ile topluma kendini ispat etmişti. Artık Öykü ile anlamsız tartışmalar yapmıyordu. Ailesi artık Ramazan'ın işine saygı duymaya başladı ne kadar anlamasalarda.
.
.
.
İşte insan için HAKLILIK mücadelesi tam olarak böyle bir şey. İçsel olarak sen haklı olabilirsin lakin topluma somut örnekler göstermediğin için, kendi hayatını ispatlama yoluna gidersin ister istemez. Hadi bu haklılık meselesini biraz da yörelere göre tartışalım !
DOĞU BÖLGESİ VE DOĞU KÜLTÜRÜ !
Doğu bölgesi insanı sert mizaçlıdır. Her ne kadar kuralları Anayasa ve ceza hukuku olarak bilsek de , doğu bölgemizde kurallar TÖRE adı altında yazısız toplum sözleşmesi diyebileceğimiz kurallar da geçerlidir. Doğu bölgelerinde evlilik, gece hayatı gibi toplumsal normlar TÖRE'ye göre belirlenir. Doğu bölgesinde HAKLILIK durumları bazen evin en yaşlısının dudaklarının arasından dökülecek bir çift söze göredir yada TÖRE gözetilerek bu durumlara cevap bulunur. Örneğin doğu ilimizi normal kabul etmiş birisi şöyle düşünür.
''Bu saatte dışarıya çıkılmaz, millet ne der sonra !?''
''Büyüklerin yanında sigara içilmez !''
İşte bu ve bunun gibi yazısız kuralları çiğnediğin andan itibaren geri sayımın başlar ! Kendince haklısındır ama toplumun gözünde statü kaybedeceğin için haksız duruma düşeceksin. Topluma kendini kanıtlmak ve genel geçer bir haklılık durumu elde etmen gerek.
Haklılık meselesi doğu kültürümüzde böyle işlemektedir. Bireysel haklılıktan ziyade, toplumsal normlar ön planda tutulur. Bireysel haklar ise daha kısıtlıdır. Elbette dijitalleşen gelişen dünya çerçevesinden doğu bölgelerimizde etkilendiği için bu toplumsal baskılar da zayıflamış ve güncellenmiş olabilir.
BATI BÖLGESİ VE BATI KÜLTÜRÜ !
Batı bölgesi insanı biraz daha yumuşak mizaçlıdır. Bireysel özgürlük ve hak arayışı çok daha fazla yaygındır. Toplumsal normlar doğu bölgemize nazaran az daha etkisiz kalmıştır. Batı kültüründe insan çocukluktan itibaren bazı haklarla donatılır. Çocukluktan itibaren düşüncelerin özgürce dile getirilmesi bunun başlıca örneğidir.
Batı yöresinde haklılık biraz da konfor alanı ile ilgilidir. Her birey kendi haklılık çerçevesini oluşturduğu için, toplumda konfor alanını bozan her hangi bir olayda hemen savunmaya geçerek o durumdan haklı çıkmanın yollarını arar. Dolayısıyla genel geçer bir haklılık meselesi yoktur. Kişisel çıkarlar ve güç dengesi vardır. Güç ve çıkar sahibi kişi, her daim haklıdır ! Burada da doğudan eksik bir batı medeniyeti görüyoruz. Doğuda baskıdan yakınanlar, batıda da adaletsizlikten yakınırlar. Özetle şunları söyleyebilirim..
.
.
Haklılık, bireyin içsel tatmininden toplumsal normlara uzanan bir yolculuktur. Doğu'da bu yol bazen baskı, bazen kararlılığın sembolü töre ile; Batı'da da gücün ve çıkarların gölgesindeki özgürlük ile döşenir ! Ramazan'ın hikayesi burada haklılığa giden yolu bizlere özetledi : haklı çıkmak, sadece kendini ikna etmek değil, aynı zamanda toplumun gözünde saygı kazanmak demektir. Şu sözümü akıllardan çıkarmayınız ; '' Haklılık, insanın hem kendisi hem de toplum ile verdiği bir mücadeledir; bu mücadelenin dili ise kültürden kültüre değişir !''
.
.
.
Bu yazımın sonuna geldik. Düşüncelerini benimle paylaşmayı unutma ! Kendine çok ama çok iyi bak !
Tepkiniz nedir?
Beğen
2
Sevmedim
0
Aşık Oldum
1
Eğlenceli
0
Kızdım
0
Üzgün
0
Woooow
1