"Eğitim Yuvası" mı Hudut Karakolu mu?
(Yıldızlı bölmeye kadar okuyacağınız yazı, dün (14 Nisan 2026) tarihinde yazılmıştır.)
Ülkenin gündemi hep bir çalkantıda.
Biz buna alıştık. Ya da alıştırıldık.
Peki bu ne kadar normal?
Gündem eğitim.
Para değil, silah değil, güç değil, siyaset hiç değil.
Eğitimin önemini her nefes alan iradesi olan varlık biliyordur.
Öğretmenin değerini her düşünen canlı kavrıyordur.
Öğrencinin tarihteki değişmez yerini de her eğitimci adının baş harfi kadar emindir ve buna göre davranmaktadır.
Peki biz bunu unuttuk mu?
Gündeme göre unutmanın ötesinde, tamamen yok etme peşindeyiz gibi.
Gelin hatırlayalım;
Fatma Nur Çelik Mart 2026 da İstanbul Çekmeköy'deki bir lisede, 11. sınıf öğrencisi tarafından sınıfta bıçaklanarak hayatını kaybetti.
İstanbul Eyüpsultan'da bir lisenin müdürü olan İbrahim Oktugan, okuldan uzaklaştırılan eski bir öğrencisi tarafından okul odasında silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü.
Kocaeli Gebze'de bir lise müdür yardımcısı Necmettin Kuyucu, öğrencisi tarafından okulda bıçaklanarak şehit edildi. Adı daha sonra görev yaptığı okula verildi.
İzmir Ödemiş’te bir lise müdürü olan Ayhan Kökmen, iki öğrencisi tarafından tüfekle vurularak hayatını kaybetti.
Gülten Sayın, İstanbul'da bir öğretmen, okul bahçesinde bir veli tarafından gerçekleştirilen saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Peki sadece öğretmenler mi?
İstanbul'da bir lise önünde çıkan kavgada bir öğrenci silahla vurularak öldürüldü Berkay.
Okulunun önünden kaçırılarak katledildi Mert.
***
Dün bir yazı kaleme almıştım. Konusu şuydu: 2026 yılında eğitimin geldiği noktada yaşanan acısı tarif edilemez bir olay. Son kontrolleri yapmak kaydıyla yayımlamadım. Biraz bekleyeyim de bir kaç değişiklik yapıp yayımlayayım dedim. 24 saat geçmedi, bir yeni olay patlak verdi. Anlamadım, problem bizde mi yoksa yönetimde miydi? Ülkenin başında binbir türlü dert varken bir de bu tarz olayların yaşanması ne kadar tesadüftü? Aynı coğrafyada, aynı öneme ve değere sahip iki Ulu Şehirde yaşanması ne kadar rastlantıydı?
Türk Milleti olarak, Türk Gençliği olarak Ulus Devletimizi, Cumhuriyetimizi korumalı; onu en yüksek medeniyetler seviyesine ulaştırmalıyız. Bu ancak ve ancak eğitimden; öğrenciyi merkez edinen saygın eğitimden geçmektedir. Unutmayalım ne demişti Ulu Ata: Yalnız tek bir şeye ihtiyacımız vardır: Çalışkan olmak!
Ulusça artık bu ve türevi olaylara karşı sessiz kalmamalı, Türk kimliğini ortaya koyarak bu toprakların gerçek sahibinin ve yöneticisinin biz olduğunu göstermeliyiz. Korkunç ihtimal ki, 10 seneye kalmadan savunacak ne bir ülkemiz ne de bir milletimiz olmayabilir.
Vefat eden saygın öğretmenlerimize ve gençlerimize Allah'tan rahmet, Milletimize başsalığı diliyorum. Giden bir "insan"dan öte toplumda her şeydir. Annedir, babadır, evlattır, kardeştir... Bugün başkasının başına gelen yarın sizleri şah damarınızdan vurabilir.